2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Tüm öğretmenler bu yazıyı okumalı

  1. #1

    Kirmizi kurdele

    Kırmızı kurdele

    Cıvıl cıvıl bir çocuktum ilkokulda…

    Koridorlarda fırtına gibi koşar, köşe başlarından nasıl da hızlıca dönerdim… Önüme biri çıkarsa lastikleri kayan araba gibi ses çıkarır, frene basardım...

    Öğretmenlerim beni severdi hep…

    Sınıfta sıranın en önünde oturmak için arkadaşlarla itişirdik, ben kazanırdım bazen itişmeyi…

    Öğretmenim “Açın bakalım ödevlerinizi” dediğinde, “Yaşasın!” derdim içimden… Ödevimi göstermek için içim kıpır kıpır olur, yerimde duramazdım…

    Öğretmenim ödevimin üzerine kırmızı kalemle “kurdele” yapardı, çok hoşuma giderdi… Herkese söylerdi belki ama sanki en güzelini bana söylüyormuş gibi hissederdim “aferin” dediğinde…

    Bir gün ateşim çıkmış, okula gidememiştim…

    Ben odamda ter içinde yatarken, öğretmenimin sesini duymuştum salonda, inanamamıştım… Pijamalarımla sallapati yataktan kalkıp içeri baktığımda öğretmenimi görmüştüm. Birden üzerine koşmuştum “öğretmenim” diye… Göğsüne yaslamıştı başımı, kalbinin sesini duymuştum, hiç unutmam…

    Bir gün öğretmenim okula gelmedi…

    Nedenini hâlâ bilmiyorum…

    Yerine bir başka öğretmen geldi…

    Ben yine ön sırada oturmuştum. Yeni öğretmenimi tanımak için bakıyordum… Öğretmenim, elini arkaya koymuş, sıraların arasında dolaşıyordu… Beni görünce birden önümde durdu, o da bana baktı… Biraz kızgın gibiydi gözleri… Korktum, tebessüm etmeyi karıştırdım... “Ne bakıyorsun bön bön! Sakat mısın oğlum!” deyince içimde bir şey koptu sanki…

    “Belki de öğretmen değildir.” dedim kendi kendime… Öğretmenler çocuklara kızmaz, çocukların defterine kırmızı kurdeleler çizerdi.

    Teneffüs için zil çaldığında, öğretmenime baktım, sonra dışarı fırladım… Bir çırpıda öğretmenler odasına gittim, öğretmenim orada mı diye baktım, yoktu… Belki bahçeye çıkmıştır diye bahçeye koştum… Yeni öğretmenim gördü beni koşarken. “Koşma oğlum koşma!” diye bağırdı, ben yine de koştum, bahçeye çıktım. Öğretmenim orada da yoktu…

    İlk defa okuldan korktum… Kendimi yalnız hissettim.

    İlk defa ön tarafa oturmak da istemedim…

    Derste “Sen miydin koridorda koşan çocuk?” dediğinde yeni öğretmen, kalbimin çarptığını hissettim…

    “Kalk tahtaya!” dedi.

    Kalktım…

    Avucumu açtırdı.

    İlk defa dayak yiyecektim. Garip bir duyguydu. Başımı kaldırdım, Ahmet’e baktım.

    O başkan yardımcısıydı, ben başkan.

    Biraz utandım…

    Öğretmen cetveli kaldırdı. Ben gözlerimi kıstım, dudaklarımı sıktım… Belki vurmaz zannettim… Biraz bekledi... “Kurallara uymazsanız böyle olacak bundan sonra.” dedi. Kuvvetlice vurdu parmaklarıma… Acıdan gözlerim yaşardı… Elime üfledim acıyı bastırabilmek için…

    “Bir daha koşacak mısın koridorda!” dedi, bir kez daha vurdu… “Koşmayacağım” dedim… Gözlerimi sildim… Kolumdan tuttu, sırama itti. “Git otur yerine!” dedi…

    Arkadaşlarıma baktım, onlar da bana bakıyordu…

    O günden sonra ön sıraya hiç oturmadım… Koridorda koşmadım… Ödevlerimi hiç yapmadım…

    Ve o öğretmeni hiç sevmedim…

    Ben, kendimi yanında iyi hissettiğim eski öğretmenimi ve onun defterime çizdiği kırmızı kurdeleleri sevdim...
    ADEM GÜNEŞ

    İsim:  kırmızı-kurdele-1.jpg
Görüntüleme: 188
Büyüklük:  5.4 KB (Kilobyte)
    Mutfak Perisi

  2. #2

    "Bana inandığınız için çok teşekkür ederim, öğretmenim." (OKUMADAN GEÇMEYİN)

    "Bana inandığınız için çok teşekkür ederim, öğretmenim."
    (OKUMADAN GEÇMEYİN)

    Okulun ilk gününde, 5. sınıf öğretmeni Mediha hanım sınıfta öğrencilerine baktı, birçok öğretmen gibi çocuklara bir yalan söyledi ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi.

    Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış, adı Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.

    Mediha öğretmen, bir yıl önce Mustafa yı izlemiş ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu, sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemlemiş, ilave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu.

    Öyle bir noktaya geldi ki, Mediha öğretmen onun kâğıtlarına kırmızı kalem ile kırmızı büyük işaretlemekten, kalın çarpılar (x) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük harflerle zayıf yazmaktan zevk alır oldu.

    Mediha öğretmenin okuldaki her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu, Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun durumunu gözden geçirdiğinde, bir sürprizle karşılaştı.

    Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapar, çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli"

    İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesi ölümcül bir hastalığa yakalandığı için sıkıntı içinde ve evdeki yaşamı mücadele içinde geçiyor."

    Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evdeki yaşamı yakında onu etkileyecek."

    Dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor."

    Bunları okuyuyan Mediha öğretmen problemi kavradı ve kendinden utandı.Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile kendini çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti. Mustafa nın hediyesi; Bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.

    Mediha öğretmen onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Paketten, taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı.

    Ama o, bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için bekledi.

    "Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz. '

    Çocuklar gittikten sonra, Mediha öğretmen en az bir saat ağladı.

    O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna doğru, Mustafa sınıfın en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri oldu.

    Bir sene sonra, Mediha öğretmen kapısının altında, bir not buldu, Mustafa, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

    Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

    Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Mediha öğretmenin tüm yaşamında ki en iyi ve en favori öğretmeni olduğunu yazmıştı.

    Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldığını, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektupta, onun hala karşılaştığı en iyi ve unutulmaz öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama şimdi ismi biraz daha uzundu. Mektup söyle imzalanmıştı,

    Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

    Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var. Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyor ve evlenme töreninde Mediha öğretmenin damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.

    Şüphesiz Mediha öğretmen bunu sevinçle kabul etti.

    Tahmin edin ne oldu?

    Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa'nın annesinin kullandığı parfümden sürdü.

    Birbirlerini kucakladılar ve Prof. Dr. Mustafa, Mediha'nın kulağına şöyle fısıldadı,

    "Bana inandığınız için çok teşekkür ederim, öğretmenim." "Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için"

    Mediha öğretmen, gözlerinde yaşlarla, "Mustafa, yanlış şeylere sahiptim.... Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum"

    Birinin hayatında bir fark oluşturmaya çalışın. Bunu iletin, birinin yüreğini ısıtın, hayatında bir fark oluşturmaya çalışsın.

    (Okuduysak başkaları da okusun diye paylaşalım)
    ÇINAR AĞACI sayfasından alıntıdır.
    Mutfak Perisi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. öğretmenler günü için el emeği hediyeler
    By Rukiye Vural in forum Öğretmenler günü-öğrenci kutlamaları
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 28.10.2017, 14:05
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.12.2016, 13:19
  3. öğretmenler günü için bir şiir dinletisi hazırlanabilir
    By Rukiye Vural in forum Öğretmenler günü-öğrenci kutlamaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.02.2015, 16:24
  4. 24 Kasım Öğretmenler Günü temasi :)
    By Rukiye Vural in forum Öğretmenler günü-öğrenci kutlamaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.01.2015, 12:45

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •