İki yaş sendromuna reçete
Anlaşılan bu iki yaştan herkes muzdarip. Hiç şaşırmadım. Yapışınca yapışıyor bir kere zaten. Tövbe billah düşmüyor insanın üzerinden. İki yaş sendromuna girmiş ve bir daha da çıkamamış o kadar çok insan tanıyorum ki hayatta. İddia ediyorum bugün psikiyatrların bir numaralı ekmek kapısı aslında bu iki yaş sendromuna girip çıkamayan bireylerdir. Yine halk arasında psikopat, dengesiz, manyak, deli deli tepeli kulakları küpeli, kaçık, zırdeli, tam tımarhanelik… dediğimiz tipler de işte bu sendromu hayat boyu atlatamayanlardan oluşuyor. Nasıl bir sendrommuş arkadaş tek kendini değil bizi de yaktı. Bu nasıl bir anormallik, bu nasıl bir hıyarlık, bu nasıl bir tahta eksikliği, bu nasıl bir çatlaklık… Yemin ediyorum beni benden etti.
İki yaş sendromu bizim evi derinden sarstı. Allah için oğlan o kadar felaket değil de kız burnumdan fitil fitil getirdi. Bir ona ağlar, bir buna ağlar. Ak dediğine kara der. Tamam, kara dersin yok efendim ak diyordum diye ağlar. “Lan ne dersen de, her şey kabul,” derim, onu da kabul etmez. Ağlamak için yaratılmış mübarek. Bir anda neşeli kahkahalar atarken ikinci anda tepinerek ağlamaya başlar. Vücudunda bir yerde zırlama düğmesinin olduğundan şüpheleniyorum. Farkında olmadan basıyorum herhalde. Durduk yere niye ağlar ki bir bebe bu kadar. Hele iki yaşına girdi gireli canımda can bırakmadı. Ne vırvırı bitiyor ne dırdırı.
Kızımın bu haline dayanamamış tıp dünyasına şu iki yaş sendromuna bir çare bulsunlar diye çağrıda bulunmuştum. Hatta sağlık bakanını göreve çağırmıştım. İlgililerin olaya el atması için daha kaç ailenin iki yaş sendromuyla perişan olması gerekiyor diye bas bas bağırmıştım. Bütün bu aktivizmime karşı tahmin ettiğiniz gibi tıp dünyası beni k.çına bile takmadı. Bir telefon açıp da bacım ilgileniyoruz falan diyen bile çıkmadı. Hadi telefon tarifeleri sınırlı, belki de dışarı aramaları yok. Ama insan en azından bir mesaj atamaz mı?
Yok anam yok, bu işi çözmek yine bana kaldı. Ve güzel haberin vereyim size, çatlasın tıp dünyası, ben bu işi çözdüm arkadaş. Artık bizim evde sendrom mendrom kalmadı. Aha bakın nasıl yaptım. Bu işe nasıl bir reçete hazırladım.
Dün iki bebemi uyutmaya çalışırken, bizim kıza iyi sıhhatte olsunlar yine bir uğrayış yaptı. İki dakika önce yüzünde güller açan bebe oldu bir ucube. Ne dersem tersliyor, ne yapmaya çalışsam vızıldıyor. Oğlanı uyuttum yatırdım. Uyanacak diye de aklım çıkıyor. Diller döküyorum, annecim sessiz ol, annecim bilmem ne. Yok yok yok. Sürekli zırlayacak bir şeyler buluyor. Neymiş efendim battaniye ayağına değmesin ama ayağını örtsünmüş. Yani şu fiziken mümkün mü? Nayır, ama hanım istiyor. Bir örtüyorum battaniyeyi, örttüm diye ağlıyor, bir açıyorum, açtım diye ağlıyor. Kâh ayağında salla diyor, ayağıma alıyorum sallama diye ciyaklıyor. Ne yapsam batıyor, ne yapsam mutlu olmuyor.
Benim de nasıl uykum var, zıbartıp şunları zıbaracağım. Cinlerim tepemde. En sonunda bizim evin kadrolu şeytanı dedi ki “Abla al kızı, saçından tut, havada çevir, fırlat duvara, yapışsın, aklı başına gelir.” Tam elimi kaldırdım, kıza saldıracağım, ciyak ciyak bağıracağım, saçlarını yolacağım filan, dedim ki ne olacak böyle yaparsam? O anırmaya başlayacak, ben daha çok sinirleneceğim, bir türlü susturamayacağım, oğlan da sese uyanacak, onu geri yatıramayacağım, kız zırlayacak zırlayacak, gözünden yaşlar boşanacak, ben akıl sağlığımı korumak için içeri odaya gideceğim, bağıra bağıra peşimden gelecekler, onları öldürmeyeyim diye anneme telefon açacağım, annem oradan üzülecek, bebeler susmayacak, bu sefer de ben anırmaya başlayacağım, hatta üstlerine yürüyeceğim, bebeler birbirine yapışacak, onların gözündeki korkuyu görüp kendimden nefret edeceğim, bebeleri tam susturmuşken kapıya komşu gelecek, bu bebeleri niye ağlatıyorsun sen hep diyecek, iyice manyak olacağım, açıp blogu kadına bir sürü laf döşeyeceğim, sonra okuyucular da yorum yazıp eşşoğlu eşek karı falan diyecekler….
Ooooo bu hikâye uzar gider. Hiç o kadar enerjim yoktu valla, bir an önce zıbarmak istiyordum. Bu sefer de farklı taktik deneyeyim dedim. Kızımı kucağıma aldım, “Aşkııııııııııııııııım, Allah seni ne güzel yaratmış. Sen ne tatlı bir çiçeksin. Sen evimin neşesisin, güneşimsin, balımsın, peteğimsin, bu entari rengini de nasıl açmış, biraz da kilo mu verdin ne…” şeklinde her hatunun hoşuna gidecek lafları dizdim. Bir yandan da öptüm, yaladım filan.
Aman aman aman, benim cadaloz oldu bir melek. Zırlamayı bıraktı, kucağıma yayıldı, miyav miyav miyavlamaya başladı. Nasıl tatlı, nasıl sevimli. “Hadi annecim,” dedim, “artık uyuyup dinlenelim.” Neşe içinde pıt diye yattı uyudu. Meğer yavru ilgi istiyormuş. İki yaş sendromu denilen şey “Yavruna biraz daha ilgi göster, öp, okşa, yala” dönemiymiş. Yaladım, aynen bebe yerine geldi. Dünden beri de sendromun S’si kalmadı valla. Baktım ki aksileşiyor hemen iltifat yağdırmaya başlıyorum. O mutlu, ben mutlu.
Tavsiye ederim gençler. Bu tanıtımını yaptığım ürün tamamen doğal olup hiçbir yan etkisi yoktur. Deneyin bakın, sonuçtan memnun kalacaksınız. Bu kıyağımı da unutmayın. Hadi şimdi bu yazıyı da paylaşın, herkes öğrensin, herkes mutlu olsun.
Bir kız bir oğlan