Sayfa 2/2 İlkİlk 12
14 sonuçtan 11 ile 14 arası

Konu: Yediklerimize dikkat!

  1. #11
    Bırakamadığınız? Bilin ki kalorisi çok yüksek olan o sağlıksız gıdalara siz ve çocuklarınız, uyuşturucu bağımlıları gibi bağımlısınız. Kola gibi gazlı içecekler, fastfood sektörünün en büyük silahı. Yemeğin yanında gazlı bir içecek içerseniz, gazla dolduğu için mideniz hızlı boşalır, tokluk hissi oluşmaz, doyduğunuzu fark etmezsiniz, ne kadar yediğinizi anlamazsınız. Yanında kolayla sunulan o menülerin içerdiği katkı maddeleri, kullanılan yağlar da fastfood bağımlılığınızı başlatır. Aradan 2-3 saat geçmeden, tekrar acıkır, bir hamburger-kola menüsü daha almak isteği taşırsınız. Sonuçta sizi ve çocuğunuzu bu gıdalara bağımlı yaparlar. Evde bir çorba kaynatacak, köfte yoğurup, pişirecek vakti olmayan kadınlar da sistemin gönüllü anneleri olarak kullanılır.

    Çocuklar üzerinden yürütülen bu gıda terörü, sizi ve çocuklarınızı obez yapar. Sonra sistem şişmanlar için kıyafetler hazırlatır, satar. Hemen ardından size “çok şişman” olduğunuzu söyleyip, diyet yapmayı önerir, diyet sektörünü harekete geçirir. Yağsız, tuzsuz, lezzetsiz, sağlıksız diyet ürünlerini fahiş fiyatla evinize sokar. Ne oldukları belirsiz bu ürünlerin çoğu kilo vermenizden ziyade, kişisel olarak azap çekmeniz içindir. Diyet kitaplarını, spor aletlerini, zayıflama haplarını da almanız gerekir. Tabi arada, obeziteden, diyabetten, kanserden ölmezseniz, paranızın son damlasına kadar sizi sömürürler.



    Ne olur, evinize bu ürünleri sokmayın, çocuklarınıza yedirmeyin. ev yapımı tariflere başvurun, çocuklarınızı seviyorsanız, onlar için alternatifleri sizler üretin ki başkaları onların canına-ruhuna tecavüz etmesin, sağlıklarına kastetmesin. Marketlerdekilerde gözleri kalmasın istiyorsanız, evinizde kendi ellerinizle yapın. İçinde margarin kullanılmamış, katkı maddesi görmemiş, ev kurabiyesi, bütün bisküvilerden, çikolatalardan sağlıklıdır. GDO lu gıdalardan uzak durun, genetiğiyle oynanmış her ürün bir bozgundur. Her zaman kaçınmak ne ölçüde mümkün olur, bu bizlere bağlı ama unutmayalım “sakınanlar ancak korunanlardır.”

    Hastanede kim “kanser” kelimesini duysa korkuyor ama asıl olarak obezite bu çağın en büyük hastalığı. Doktorlar olarak kanserlerin birçoğunu tedavi edebiliyoruz, birçok hastalığın iyileşme imkânı var bugün. Ama obezite karşısında çaresiziz. İrade insana verilmiş en büyük nimet, iradenizi devredışı bırakmalarına izin vermeyin. Bağımlılık ve sarhoşluk yapan her şey sıhhatinize zararlıdır. Bilinçli ve duyarlı bir insan bu oyuna gelmez kardeşim.



    Peygamberimizin sünnetini hatırlayalım, sahabenin sofralarına bakalım. Doymadan kalkmak, midemizin üçte birinin su, üçte birinin hava, üçte birinin yemek için olduğunu hatırlayalım. Helal dairesi bize yeterlidir. Allah’a emanet olun.
    Dr. Ayşe Ebrar
    Konu Rukiye Vural tarafından (29.07.2015 Saat 16:47 ) değiştirilmiştir.

  2. #12

    Üyelik tarihi
    16.08.2014
    Yer
    KONYA /ÇUMRA
    Mesajlar
    394

    Havyar, pantolon, ayakkabi, peynir"

    HAVYAR, PANTOLON, AYAKKABI, PEYNİR"
    Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
    Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
    Baktım, Rusça ve kril harflerinin takliti ingilizce chaviar yazıyor kapakta.
    Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia" yazmışlar.
    Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
    Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatla yumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
    Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
    Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
    Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi" dedi.
    "Neden ucuz?" "Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
    Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
    İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum benzoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
    Muhteşem, değil mi?
    Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş havyar" diye kakala.
    Satan adamın haberi yok.
    Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz, sağolsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
    Ama kendisi doğala özdeş.
    Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
    Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
    Doğala özdeş gül!
    Zavallı bülbül!
    Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
    'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
    Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
    "En iyi Kayseri mantısı burada"
    Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
    Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
    Niye ki? Et mi bozuldu?
    Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
    Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
    Doğala özdeş!
    Bir bilgi daha: O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızı görünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neler yediğinizi.
    Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah!
    Nereden geliyor bunlar? Şili'den.
    Şili mi?
    Evet!
    Kaç gündür buradalar?
    3-5 gün oldu.
    Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de 3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.
    İyi ama, nasıl?
    Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
    Dane büyüklüğünü arttırır, Dane ağrılığını arttırır, Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.
    Nedir bu?
    Sitokinin.
    Büyüme hormonu.
    Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
    Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.
    Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
    Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
    "Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
    Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.
    Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
    Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
    Doğala özdeş süt!
    Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
    Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
    İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
    Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
    (Beşer işte, unutacak elbet)
    İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
    Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi. İnsan artık bu!
    Doğala özdeş!
    Direnmek lazım.
    Bakkalı, manavı, kasabı, süpermarkete karşı korumak lazım.
    Semt pazarlarını kullanmak, pazarcı esnafıyla dostluk kurmak lazım.
    Hijyen, reklam, ambalaj illizyonuna teslim olmamak lazım.
    Bir de, son moda "Doğal ürün - Yöresel ürün pazarı" adıyla işin cılkını çıkartanlara karşı uyanık olmak lazım.
    Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.
    Sunay Demircan

  3. #13

    Üyelik tarihi
    16.08.2014
    Yer
    KONYA /ÇUMRA
    Mesajlar
    394

    Kavun

    KAVUN ...
    İsrail'in geliştirdiği değişik bir tür kavunun tohumunu, bizimki
    nasılsa alıp getirdi...
    Ekti...
    Hayal kurdu; yetiştirip tohumluk çekirdeğini satarsa köşeyi dönecek...
    Çapasını yaptı, gübresini verdi, suyunu eksik etmedi... Her sabah
    erkenden gidip baktı, kavun çıktı mı?..
    Çıktı...
    Yapraklarını bile saydı...
    Yanına korkuluk yaptı, kendi eski ceketini giydirdi, kasketini taktı
    korkuluğa ki tilki, karga yaklaşmasın...
    Geceleri kavun hayalleri kurdu...
    Altına Mercedes çekecek...
    *
    Kavun çiçek açtı...
    Sarı sarı...
    Birkaç hafta sonra ceviz büyüklüğünde kavun gözüktü...
    Sabredemeyip sağa sola zengin olacağını bildirdi, isteyene dünyanın en iyi kavununun tohumluk çekirdeğini satabileceğini duyurdu...
    Oldu nihayet...
    Biraz bekledi ki tohumları olgunlaşsın...
    Ve o gün geldi, kavunu eve getirdi...
    Kesti...
    Baktı...
    Çekirdeği yok...
    *
    İsrail, tohumu olmayan, dünyanın en iyi kavununu yetiştirmişti...
    Ki her seferinde tohumu kendisinden alsınlar...
    *
    İsrail'de her beş çocuktan dördü teknik eğitimde...
    Seçmeli dersleri motor, mekanik, bilgisayar, havacılık, gemicilik,
    tasarım, inşaat, tarım, vs...
    Bir de sen seçmeli derslerini say istersen...
    *
    Yarısı çöl İsrail dünyaya tohum satıyor... Tarım ülkesi Türkiye tohumunu
    dışarıdan (173.9 milyon dolara) alıyor...
    45.7 tonu İsrail'den...
    *
    Savaşta dersen...
    Şu anda uçan uçaklarımızın son bakımını İsrail yaptıydı... Pilot oturunca şüpheleniyor zaten, yanında sanki gözükmeyen bir İsrailli pilot mu var ne?..
    Tankların revizyonunu İsrail yaptı...
    İnsansız İsrail uçaklarını daha geçen gün iade ettiler, yedek parça
    vermediler diye...
    Sen imam yetiştir...
    Üfürsün, artık kim uçarsa...
    *
    Bu sebeptendir...
    Dünyanın en hukuksuz, en haksız, en ahlaksız savaşını sürdüren
    İsrail'in nüfusu 7.5 milyon...
    Çevresinde 300 milyon Müslüman...
    Ama tümünü pataklıyor...
    *
    Kavun meselesidir bu...
    Şarkısı da vardır:
    "Ah felek zalim felek Kimine kavun yedirdin kimine kelek..."

  4. #14

    Fast food devinden şoke eden itiraf

    İsim:  12316535_1091634510860277_1001691053050275191_n.jpg
Görüntüleme: 180
Büyüklük:  32.7 KB (Kilobyte)

    Daha önce Mac Donalts firması patates kızartmalarında domuz yağı kullandığını itiraf etmeişti

    Bütün iddialara rağmen her defasında bu konuyu yalanlayan ABD’nin en büyük fast food zincirlerinden Burger King, denetimlere dayanamadı ve at eti kullandığını itiraf etti.

    YouSignAnimals’ın haberine göre, haftalarca süren tereddüt ve artan denetlemeler sonrasında, Burger King hamburgerlerinde ve Whopper menüde at eti olduğunu itiraf etti.

    AT ETİ KULLANDIĞINI İTİRAF ETTİ

    Burger King bütün suçlamaları kesin bir dille reddediyordu ve iddiaların temeli olmadığını temin ediyordu. Ama olağanüstü bir u dönüşüyle, fast food zinciri testlerin doğru olmadığını itiraf etti ve müşterilerinden özür diledi. Burger King, at etli hamburgerlerin İrlanda’da bulunan ve ABF Foods Group’un şirketlerinden Silvercrest adlı bir imalat şirketinde üretildiğini açıkladı. Aynı şirketin Tesco,Asda ve the Co-op’a at eti gönderdiğine inanılıyor. Şirketin bir yıl boyunca yasaklanmış malzemeler kullandığı iddia ediliyor.

    Burger King’in açıklaması şöyle: “Silvercast’in Polonya’da izinsiz bir üreticiden ihraç ettiği bifteğin çok küçük bir yüzdesini almayı kararlaştırmıştık. Bu üretici yüzde yüz İngiliz ve İrlanda bifteğinden yapılmış köfte teslim edeceğine söz vermişti ama sözünü tutmadı. Silvercast’taki at etinin kaynağının Polonya’daki izinsiz üretici olduğunu ispatladık.”

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Havuza girerken dikkat!!! Tekrar düşünün.
    By hatice tarhan in forum Laf lafı Açıyor
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.08.2015, 22:47
  2. yumurtanın sarısına dikkat
    By Rukiye Vural in forum Mutfakla ilgili pratik bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.04.2015, 19:16
  3. Dikkat toplama
    By must0134 in forum Anne sohbet alanı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.03.2015, 21:55
  4. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
    By joyhbuber in forum DEHB (dikkat eksikligi ve hiperaktivite bozuklugu)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.02.2015, 17:08
  5. Dikkat sinifimizda dehb var!!
    By joyhbuber in forum DEHB (dikkat eksikligi ve hiperaktivite bozuklugu)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.02.2015, 15:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •