Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selahattin Turan, bazı ailelerin çocuklarına, "başarılı olursan sana hediye alacağım" dediğini, bunun ahlaki olmadığını belirterek, "Hediye koşula bağlanmamalı. Karneye bakıp hediye alınmamalı, çaba takdir edilmelidir" dedi.
Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tolga Arıcak, okumanın, öğrenmenin hediye karşılığında olmayacağının anne ve babalar tarafından çocuklara küçük yaşta kavratılması gerektiğini söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Arıcak, çocukların anne - babalarının yanlış teşvikiyle sınıflarını bir hediye karşılığında geçmeye alıştıklarını, öğrenmek ya da gelişmek için değil asıl amaçları olan bir nesneye (oyuncak, bilgisayar, play station, bisiklet, telefon vb.) sahip olmak için sınavlara hazırlandıklarını ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Arıcak, ''Anne ve babaların hediye karşılığı öğrenme veya sınıf geçmeye alıştırmaları, öğrencinin gelişimi için de uygun değil. Bazı aileler bu alışkanlıklarını çocukları üniversiteye başlayıncaya kadar sürdürüyorlar. Bu da çocukta 'sahip olmak' temelli bir alışkanlık geliştiriyor'' dedi.
Çocuklara öğrenmenin doğal bir eylem ve ömür boyu devam eden bir süreç olduğunun öğretilmesi gerektiğini belirten Arıcak, şunları kaydetti:
''Günümüzde öğretmenler de dahil gerçekten isteyerek ve öğrenmeyi arzulayarak okuma oranı ciddi oranda düşmüştür. Çocuklara öğrenmenin doğal bir eylem olduğunu öğretmemiz lazım. Anne babalar çocuklarını karne hediyesine alıştırmamalılar. Öğrenme sonucunda gerçekleşen haz ödül olmalı, yoksa alınan hediyeler değil. Aileler elbette ki çocuklarına hediye alacaklar, ama bu okulla ilgili bir koşula bağlı olmadan gerçekleşmeli.''
Ergen Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sabri Hergüner, çocuğun karne aldığında başarısının mükafatlandırılmasının doğru bir davranış olduğunu söyledi.
Çocuklara hediye verme konusunda önemli bazı yanlışların yapıldığını ifade eden Hergüner, verilecek mükafatın belirlenmesinde ailenin kendi olanaklarına göre tercihte bulunması gerektiğine işaret etti.
Ailenin abartılı bir hediye vermesi durumunda çocuğun haklı olarak daha sonraki senelerde beklentisinin artacağına dikkati çeken Hergüner, şunları kaydetti:
''Birinci sınıfa giden bir çocuğa karne hediyesi olarak verdiğiniz ödülün daha büyüğünü ve daha değerlisini bir sonraki sene vermek gerekecektir. Çünkü çocuğun beklentisi bu yönde olacaktır. Bu yüzden hediye vermede ailenin belli bir düzeninin olması gerekir. Erken yaşta büyük ödüller ve pahalı hediyeler, daha sonraki yıllarda çocukta tatminsizlik duygusuna neden olabilir. Bu nedenle, ödüllendirmede bulunulurken hediyenin içeriği ve değeri de yıllar içinde artırılabilir olmalı.''
-''Tepki olarak, çalışmayı bırakabilir''-
Hergüner, ailelerin hediye verirken bir planlama yaparak, çocuğun yaşı ve başarısına göre verilecek hediyeleri daha titiz seçmesi gerektiğini dile getirdi.
İlkokul yıllarında çok pahalı hediyeler alınırsa, ilerleyen yıllarda ailenin verilebilecek hediye konusunda sıkıntı yaşayabileceğini anlatan Hergüner, ''Maddi değeri yüksek hediyelere alışan çocuğun taleplerinin karşılanmaması karşısında ders çalışma içgüdüsünde azalma ortaya çıkabilir. Tepki olarak, çalışmayı bırakabilir ve daha sonraki senelerde başarı için gerekli motivasyonu sağlamada aile zorlanabilir. Çocuğunuza kendi elinizle zarar vermiş olursunuz'' diye konuştu.
Hergüner, ailelerin bu konuya önem vermesi gerektiğini, aksi takdirde günümüzün en büyük sorunu olan tatminsizliğin çocuklarda baskın bir duygu haline gelebileceğini sözlerine ekledi.
-''Tepki olarak, çalışmayı bırakabilir''-
Hergüner, ailelerin hediye verirken bir planlama yaparak, çocuğun yaşı ve başarısına göre verilecek hediyeleri daha titiz seçmesi gerektiğini dile getirdi.
İlkokul yıllarında çok pahalı hediyeler alınırsa, ilerleyen yıllarda ailenin verilebilecek hediye konusunda sıkıntı yaşayabileceğini anlatan Hergüner, ''Maddi değeri yüksek hediyelere alışan çocuğun taleplerinin karşılanmaması karşısında ders çalışma içgüdüsünde azalma ortaya çıkabilir. Tepki olarak, çalışmayı bırakabilir ve daha sonraki senelerde başarı için gerekli motivasyonu sağlamada aile zorlanabilir. Çocuğunuza kendi elinizle zarar vermiş olursunuz'' diye konuştu.
Hergüner, ailelerin bu konuya önem vermesi gerektiğini, aksi takdirde günümüzün en büyük sorunu olan tatminsizliğin çocuklarda baskın bir duygu haline gelebileceğini sözlerine ekledi.