10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Nasıl Tanı Konur?

  1. #1

    Nasıl Tanı Konur?

    Nasıl Tanı Konur?

    Otizmin tanısı DSM-IV (Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Kitabı: Diagnostic and Statistical Manual) ve ICD-10 da (Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Sistemi: International Classification of Diseases) yer alan ölçütler temel alınarak konur. Her iki tanı aracında yer alan ölçütler birbirine benzer ancak aynı değildir. DSM-IV te üç grupta toplanmış 12 tanı ölçütü yer almaktadır: sosyal etkileşim, iletişim ve etkinlikler ile ilgiler. Şunu unutmayınız: Otizmli bireyler birbirlerine benzer belirtiler gösterseler de tüm bireylerin DSM-IV te yer alan tüm ölçütleri karşılaması gerekmez. Ayrıca özellikleri birbirine benzese de otizm tanısı almış iki çocuğun bütün özellikleri aynı değildir. Bir çocuğun otizm tanısı alabilmesi için DSM-IV ün sosyal etkileşim kategorisinden iki, iletişim kategorisinden iki ve üçüncü kategoriden de bir ölçütü karşılaması gerekmektedir. Aşağıda uzmanların otizmli çocuklara tanı koymada göz önüne aldıkları davranışlar sıralanmaya çalışılmıştır:

    İletişim: Otizmli çocukların konuşmalarında hem niteliksel hem de niceliksel farklılıklar görülür. Çocukların yaklaşık %40 ı hiç konuşmaz ve iletişim kurmak için işaretler ya da mimikler gibi alternatif iletişim yöntemlerini kullanmaz. Konuşma becerileri olan çocuklar ise konuşmayı diğerleriyle iletişim kurmak amacıyla kullanmazlar. Otizmli çocuklarda görülen farklı dil ve konuşma özellikleri

    a. Ekolali (sözcük ve cümlelerin tekrarlanması)

    b. Monoton ses tonu

    c. Sosyal taklit oyunlarının olmaması

    d. Dilin kullanımında farklılıklar ve kendiliğindenlik olmaması

    e. Konuşurken birinci tekil şahısları (ben) yerine üçüncü tekil (Ayşe, Ahmet, vb) şahısların kullanılması

    f. Alıcı dil (anlama) ve ifade edici dil (konuşma) düzeyleri arasında fark olması

    şeklinde sıralanabilir.

    Sınırlı etkinlikler ve ilgiler: Otizmli çocukların çok farklı şekillerde ortaya çıkan motor davranışları ve yinelenen davranışları olduğu gözlenmektedir. Çocuklar

    a. El sallama, sallanma, anlamsız ses çıkarma, bir yere sürekli vurma gibi davranışları sürekli olarak tekrarlayabilirler.

    b. Bir tek davranış örüntüsünü sürekli olarak sergileme ya da çevresindeki aynılığı korumak isteme, günlük rutinlerin bozulmasını istemez, rutinde değişiklik olduğu zaman teğki gösterebilirler.

    c. Oyuncakların bazı parçalarına odaklanma şeklinde ortaya çıkan, oyuncaklarla normal dışı etkileşim kurma (örneğin oyuncak bir kamyonun sadece tekerleklerini döndürme gibi) davranışlar sergileyebilirler.

    d. Uyaranlara beklenmedik tepkiler gösterebilirler. (Yüksek ses duyduğu zaman gözlerini kapama, parlak ışık görünce kulaklarını kapama gibi).

    e. Çevrelerindeki görsel ya da işitsel uyaranlara hiç tepki göstermeyebilirler.

    f. Oyuncak ya da nesneleri sıra halinde dizmek, bazı şekillere, harflere, sayılara takılmak ve çeşitli ışıklara gözünü dikmek gibi görsel davranışlar sergileyebilirler.

    g. Seslere aşırı tepki verebilirler. İşitsel uyaranlara (seslere) aşırı tepki gösterebilir ya da hiç tepki göstermeyebilirler.

    Otizmli çocuklar birçok yönden birbirlerine benzerler ve bazı alanlarda ciddi yetersizlikler gösterir, bazı alanlarda üst düzeyde beceriler sergileyebilirler. Bir çocuğa otizm tanısı konulabilmesi için, yukarıda sıralamaya çalıştığımız özelliklerin hepsini göstermesi gerekmez. Ancak uzmanlar bu özellikleri temel alarak tanı koyarlar. Otizmin, belirtileri zamanla ortaya çıkan karmaşık bir gelişimsel bozukluk olması nedeniyle tanı konmadan önce çocukların gözlemlenmesi, davranışsal ve gelişimsel öykülerinin de alınması gereklidir

  2. #2
    1- Tanılama Açısından Değerlendirme

    Otizm tanı konması oldukça zor olan karmaşık bir sendromdur. Kanner'in bu gelişimsel bozukluğu ilk kez tanımladığı 1943 ten itibaren tanı ölçütleri oluşturulmaya çalışılmış, otizmi diğer gelişimsel bozukluklarından ayırt edecek ölçütler belirlenmiştir. Bu süreç incelenirken, tanı ölçütlerini belirlemeye çalışan bazı araştırmacıların öne çıktıkları, otizmin ölçütlerinin araştırmacılara göre değiştiği görülmektedir. Bu nedenle, bu bölümde, konuyu daha iyi açıklamak amacıyla, otizmli bireylere tanı koyma konusundaki gelişmeler tarihsel bir sıra ile açıklanacak, tanı koymak amacıyla geliştirilen ölçeklere yer verilecektir. Tanı araçlarının tarihsel gelişimi, kendisi de otizmli bir çocuk babası olan Adam Feinstein'in 2010 yılında yazdığı Otizmin Tarihi (A history of autism: Conversation with pioneers) kitabının ilgili bölümü özetlenerek açıklanacak, daha sonra bu ölçeklerden Türkçe formu ve geçerlik güvenirlik çalışması yapılmış olanlar ve özellikleri sıralanacaktır.

    Kanner'in 11 çocuğun özelliklerini sıralayarak oluşturduğu ilk ölçütlerden sonra 1956 da Kanner ve arkadaşı Eisenberg'in birlikte yazdıkları bir makalede otizm kavramını tartışarak tanı ölçütlerini gözden geçirmişler, diğerleriyle duygusal etkileşim kurmada sınırlılık ve yinelenen ritüel davranışların otizmin iki temel ölçütü olduğunu açıklamışlardır. Araştırmacıların aynı makalede tanı ölçütü olabilecek 5 özellik belirledikleri görülmektedir. Bu özellikler diğerleriyle duygusal etkileşim kurmada ciddi sınırlılık, takıntılı bir kaygı, rutinler ve çevrede değişiklik yapılmasını istememe, bazı nesnelere tutkunluk, hiç konuşmama ya da kişiler arası iletişim amacı olmayan bir dil, hafıza ve performans testlerinde kendini gösteren iyi bilişsel potansiyeldir.

    1950 ve 60 lı yıllarda, bir grup araştırmacı otizmin ayrı bir sendrom olduğunu kabul ederken, bazıları otizmle şizofreninin aynı sendrom olduğunu; bu nedenle, otizme özgü ölçütler oluşturmaya çalışmanın gerekmediğini açıklamışlardır. Bu dönemde İngiltere'de çocukluk otizmi, çocukluk şizofrenisi ve çocukluk psikozu terimleri aynı grubu tanımlamak için kullanılmış, özellikle çocukların aynılığı korumaya ilişkin ısrarları üzerinde durulmuş, sendromu tanımlayacak 9 ölçüt oluşturulmuştur. Çocuklardaki yetersiz zihinsel işlevler ile dildeki anormallilerin bu ölçütler arasında yer aldığı, ayrıca çocukların anne babalarına otizme yol açabilen bir faktör olarak atıf yapılmadığı görülmektedir.

    1959 yılında Polan ve Spencer otizm için tanı ölçütleri oluşturabilecek 30 maddeden oluşan bir envanter geliştirmişler; bu envanterle otizmin belirtileri olduğuna inandıkları özel özellikleri sıralamışlardır. Bu envanterin daha sonra geliştirilen ölçekler için örnek olduğu kabul edilmektedir. Otizmin nedeninin soğuk anne babalar değil, biyolojik olduğunu ilk kez açıklayan Rimland ise 1964 yılında, anne babalardan çocuğun gelişimi ve davranışları hakkında bilgi alabilmek amacı ile Davranış Bozukluğu Olan Çocuklar için Tanı Kontrol Listesi'ni (Diagnostic Checklist for Behavior-Disturbed Children) geliştirmiştir. Daha sonra gözden geçirilmiş formu da hazırlanan ve 80 sorudan oluşan kontrol listesi ile çocuğun doğum öyküsü, sosyal tepkileri, konuşması ve diğer özellikleri hakkında bilgi toplamak mümkün olabilmektedir.

    Amerikalı çocuk psikiyatristi Bertram Ruttenberg, 1966 da Otistik ve Atipik Çocuklar İçin Davranış Dereceleme Ölçeğini (Behavior Rating Instrument For Autistic And Atypical Children) geliştirmiş, bu ölçekle çocuğun klinik değerlendirilmesi sürecindeki gözlemlenecek davranışlarını tanımlamak amaçlanmıştır. Ancak 1978 de yapılan bir araştırmada, Donald Cohen bu ölçeğin otizmli çocuklar ile afazik, psikotik, zihinsel engelli çocukları ayırtedemediğini göstermiştir. Buna karşın, öğretmenler ve terapistler bu aracı otizmli çocuklar için amaç belirlemek ve çocuğun daha ilerideki gelişimsel düzeyini yordamak amacıyla kullanmaya devam etmişlerdir.

    Bu dönemde ilginç bir çalışma İngiltere'de gerçekleştirilmiş; bir grup araştırmacı (Clancy, Dugdale ve Rendle-Short, 1969) erken çocukluk otizmini gösteren belirtilerden oluşan 54 maddelik bir soru listesi hazırlamışlardır. Araştırmacılar, otizmin normal çocuklarda da gözlenen ve çok iyi tanımlanamayan bir grup davranıştan oluştuğunu, bu çocukların belirlenmesinde takvim yaşının önemli bir parametre olduğunu ifade etmişlerdir. 1978 de Rutter yazdığı bir makalede, otizmin tanısına ilişkin olarak 1943 ten itibaren gözlenen kaosu açıklayarak, Kanner'in belirlediği klinik özelliklerden bazılarını ya da hepsini gösteren çocukların bebeklik otizmi, çocukluk psikozu ve çocukluk şizofrenisi gibi farklı terimler kullanılarak tanılandığını belirtmiştir. Bu çalışmasında Rutter, otizmin bir sendrom olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını ve diğer sendromlarla ilişkili olup olmadığını tartışmış; çocukluk otizmini tanımlamak için dört ölçüt önermiştir. Bu ölçütler çocuğun zihinsel düzeyinden farklı, özel özellikleri olan yetersiz sosyal gelişim, dil gelişimde gecikme ve sapma, yinelenen oyun örüntüleri ve değişikliğe direnme olarak ortaya çıkan aynılığı korumada ısrarcı olma ve bu belirtilerin 30 aydan önce ortaya çıkması olarak sıralanmıştır. Rutter otizm ile zihinsel gerilik arasındaki ayırımı net olarak ortaya koymuş, çocukları sınıflayan zeka testleri kullanılarak otizm ölçütlerini karşılayan çocukların aynı zamanda zihinsel yetersiz olduklarının belirlendiğini açıklamıştır. Rutter otizmin tanısı için esnek bir yaklaşımı önermiş, çocuk için eğitimsel yerleştirmeye karar verirken, hem çocuğun özrünün derecesi hem de davranış örüntüsünün göz önüne alınması gerektiğini söylemiştir. Bazı otizmli çocukların zihinsel engelli çocukların bulunduğu kurumlarda eğitim alabileceklerini, bazı çocukların ise destek sağlanması ile normal kurumlardan yararlanabileceklerini açıklamıştır.

    1978 yılında Wing ve Gold, sadece soru listeleri ve klinik izlenimlere bağlı kalmak yerine, tanı için gerekli olan davranış ve gelişim bilgilerini toplamak ve kayıt etmek için sistematik bir yöntem geliştirmek amacıyla Engel, Davranış ve Beceriler Listesini (Handicap, Behavior and Skills Schedule) geliştirmişlerdir. Aynı araştırmacılar, bir yıl sonra, ilk kez otizmin tanımını genişletecek olan otistik spektrum kavramını açıklamışlardır. Wing ve Gould, gözledikleri çocukların hepsinin karşılıklı sosyal etkileşim ile ilgili yetersizlikleri olduğunu, bu yetersizliğin iletişim ve hayal kurma yetersizlikleri ile birlikte gözlendiğini ve bu durumun yinelenen etkinlik örüntüleri ile sonuçlandığını belirterek, bu durumu Üçlü Yetersizlik (Triad of Impairments) olarak kavramsallaştırmışlardır.

    Diğer taraftan 1979 yılında Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization: WHO), otizmi resmen tanıyarak Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Sistemi'nde (International Classification of Diseases: ICD-9), bu sendroma bebeklik otizmi adı altında yer vermiş, otizmi çocukluk şizofrenisinden ayırmıştır. Bu sistemde henüz isimlendirilmemiş olmasına karşın, Asperger Sendromu'na da Başka Türlü Tanımlanamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk adı altında yer verilmiştir.

    Tanı sürecindeki bu gelişmelere karşın, 1970 li yılların sonlarında, henüz otizmin özel davranışsal belirtilerini ortaya koyarak karşılaştıracak objektif bir ölçek yokken, Freeman ve Ritvo, Otizm için Davranış Gözlem Ölçeği'ni (Behavior Observation Scale for Autistic Spectrum) geliştirmişlerdir. Bu ölçek daha sonraki yıllarda hem tanı amaçlı hem de eğitimsel ve tıbbi müdahaleler sonucunda ortaya çıkan değişiklikleri belirlemek amacıyla yaygın olarak kullanılmıştır. Aynı dönemde Oregon Üniversitesi'nden Krug ve arkadaşları, Otizm Davranış Kontrol Listesi'ni (Autism Behavior Checklist) geliştirmişler, bu aracı 1980 yılında Eğitimsel Planlama için geliştirilmiş olan daha geniş bir tarama aracının bir parçası olarak yayınlamışlardır. Çocuğu iyi tanıyan öğretmen ya da anne baba tarafından doldurulan Otizm Davranış Kontrol Listesi temel olarak ağır derecede engelli olan okul çağı çocukları grubunda olan, 3 yaş ve daha büyük çocukları otizmli çocukları belirlemek için geliştirilmiştir. 57 madde bulunan tarama aracında 5 alt bölüm bulunmaktadır. Diğer taraftan North Carolina'da Schopler ve Reichler otizmli çocuklara tanı koymak ve otizmin derecesini belirlemek için günümüzde de yaygın olarak kullanılan Çocukluk Otizmi Dereceleme Ölçeği'ni (Childhood Autism Rating Scale) geliştirmişlerdir. Araştırmacılar Michael Rutter'ın otizmli çocukların test edilebileceğini açıklayan çalışmalarından yararlandıklarını, aracın diğer iyi değerlendirme araçları gibi basit bir araç olduğunu açıklamışlardır. 1980 de yayınlanan ve kısaca CARS olarak bu tanı aracı, otizmin objektif ölçütleri olarak kabul edilen 15 maddeden oluşmaktadır ve aracın kullanımına ilişkin eğitim almış olan klinisyenler tarafından kullanılmaktadır. 1989 yılında Mesibov, CARS'ın çocuklar kadar ergen ve yetişkin otizmli bireyleri tanılamak için de kullanılabilecek bir tarama aracı olduğunu açıklamıştır.

  3. #3
    Yaygın gelişimsel bozukluklar terimi ilk kez Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Kitabı'nın (Diagnostic and Statistical Manual / DSM) üçüncüsünde yer almış (1980); bu terim altında otizm ve ilgili bozukluklar için tanı ölçütleri sıralanmıştır. 1987 de yayınlanan DSM-III-R de ise otizmin temel özelliklerinin sosyal yetersizlik, gecikmiş ve normalden sapmış konuşma (iletişim) ve yinelenen davranışlar olduğu açıklanmıştır. Daha önceki tanı sistemlerinde de yer alan bu ölçütlerin farklı düzeylerde ortaya çıkabileceği, örneğin çocuğun sadece içine kapanık ve çevresindeki diğer kişileri fark etmiyor olmasının otizm tanısı koymak için yeterli olmadığı kabul edilmiştir.

    1991 yılında Hans Asperger'in 1944 te yazdığı makale İngilizceye Uta Frith tarafından çevrilmiş, bir yıl sonra Asperger Sendromu ilk kez, Dünya Sağlık Organizasyonu'nun yayınladığı ICD-10, 1994 te ise Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Kitabı'nın dördüncüsünde (DSM-IV) yer almıştır. DSM-IV te otistik bozukluğun diğerleriyle etkileşim kurmada zorluklar ve garip ve sınırlı ilgiler olma eğilimi, otistik bozukluğun temel özellikleri olarak vurgulanmış; birçok araştırmacı bu özellikleri otizm ölçütü olarak kabul etmelerine karşın, 2-3 yaştan küçük çocuklara tanı koyma sürecinde bu ölçütlerin yeterli olamayacağını açıklamışlardır.

    Otizmin erken göstergeleri, çocukta anormallikler gözlenmesi değil, sosyal ve iletişim davranışlarının tutarlı olarak gözlenememesidir. Bu nedenle de tanı koymak oldukça zordur. Bu düşünceden hareketle, 1980 lerin sonlarında, günümüzde de çok önemli ölçekler olarak kabul edilen iki tanı aracı geliştirilmiştir (Le Couteur, Rutter, Lord, 1989). Bu araçlardan Otizm Görüşme Formu (Autism Diagnostic Interview) kullanılarak, anne baba ya da bakan kişi ile görüşme yapılmakta ve çocuğun olağan durumlardaki davranışları (sosyal karşılıklılık, iletişim, yinelenen davranışlar ve çocuğun okul öncesi dönemdeki davranışları) hakkında bilgi toplanmaktadır. Bu aracın otizmin semdromunun sınırlarını değerlendirme, yeni alt grupları belirleme, otizm belirtilerini ortaya çıkarma, ağır dil bozuklukları gibi otizm spektrum bozuklukları ortaya çıkma olasılığı olan grupların klinik gereksinimlerini belirleme konularında etkili olduğu kanıtlanmıştır. 1994 de gözden geçirilen araç, günümüzde tanı koyma ve uygun sağaltım planı hazırlama amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. İkinci değerlendirme aracı olan Otizm Gözlem Formu (Autism Diagnostic Observation Schedule) ise çocuğun işaret etme, istek belirtme gibi bazı özel davranışlarını ortaya çıkaracak durumlar hazırlanması ile çocuğun davranışlarını gözlemlemek amacı ile kullanılmaktadır. Farklı yaş ve yetenek düzeyinde olan kişileri tanılama sürecinde kullanılan 4 modülü olan gözlem formu ile çocuk, aktif olarak katıldığı yapılandırılmış bir dizi etkinlik sırasında gözlenir böylece çocuk hakkında daha ayrıntılı bilgi toplanmış olur. Her iki tanı aracı ile otizm spektrum bozukluklarının sosyal karşılıklılık, iletişim, sınırlı ilgi ve etkinlikler gibi üç temel ölçütü belirlenir. Böylece anne babaların çocuklarının durumlarını anlamaları ve uygun hedefler konulmasını kolaylaşır.

    İngiltere'den Baron-Cohen ve ekibi, 1980 lerin sonlarında otizmli çocuklara 18 ay gibi erken dönemde tanı koyabilmek için Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği'ni (Checklist for Autism in Toddlers) geliştirmişlerdir. 1992 de Baron-Cohen ‘in ekibi yüksek risk grubu olan kardeşlerle yaptıkları bir çalışmada erken çocuklukta ortak dikkat ve –mış gibi oyunun olmamasının daha sonra konulacak otizm tanısını yordadığını belirtmişlerdir. Her ne kadar iyi bir tarama aracı olarak kabul edilse de, Baron-Cohen, bu tarama ölçeğinin birçok vakayı gözden kaçırdığı kabul etmektedir. Araştırmacılar günümüzde Q-CHAT olarak isimlendirdikleri ve çocuk hakkında daha çok boyuta ilişkin sorular soran bir araç üzerinde çalışmaktadırlar.

    2008 yılında Amerika'da, Baron-Cohen ve arkadaşlarının geliştirdiği Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği'nin maddeleri temel alınarak bir başka tarama aracı (Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği (Modified Checklist for Autism in Toddlers) geliştirilmiş; 18 aydan büyük çocuklarda otizm spektrum bozukluğu riskini taramak amaçlanmıştır. 2006 yılında Hollanda'da geliştirilen Otistik Özellikler Soru Listesi (Autistic Features Questionnaires) ile de risk olan çocuklar belirlenebilmekte; daha sonra bu çocuklar ayrıntılı değerlendirmeye yönlendirilmektedirler. Adam Feinstein, otizm konusunda öncülük eden uzmanlarla konuşarak yazdığı "Otizmin Tarihi" kitabında, Sosyal ve İletişim Bozuklukları için Tanı Görüşme Formu (Diagnostic Interview for Social and Communication Disorders) ile Gelişimsel, Boyutsal ve Tanı: Görüşme Formu' nu (Developmental, Dimensional and Diagnostic Interview) da halen üzerinde çalışılan tarama araçları olarak kısaca tanıtmıştır.

    Günümüzde otizme tanı koyma sürecinde kolaylık sağlayacak kan testleri gibi herhangi bir tıbbi test olmaması nedeniyle, bireyin davranış özellikleri gözlemlenerek tanı konulmakta, DSM IV ve ICD-10 ölçütleri dünyanın birçok ülkesinde kullanılmaktadır. Bu ölçütlerin yanı sıra tanı sürecinde birden fazla kaynaktan çocuk ve davranış örüntüleri hakkında bilgi toplanması, erken çocukluk dönemi ve gelişime ilişkin ayrıntılı öykü alınması, çocuğun hem klinik ortamda hem de okul öncesi kurum ya da ev gibi doğal ortamlarda gözlenmesi gerekmektedir.

  4. #4
    2- Tanı ve Değerlendirme Araçları

    Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Kitabı
    Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Sistemi
    Çocukluk Otizmi Dereceleme Ölçeği
    Gilliam Otizm Dereceleme Ölçeği
    Otizm Davranış Kontrol Listesi (Autism Behavior Checklist: ABC)
    Davranış Değerlendirme Ölçeği
    Otizm Anketi
    Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği
    Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği
    Otizm için Davranış Gözlem Ölçeği
    Turgay DSM-IV Kökenli Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Belirti Tarama Ölçeği
    Otizm Sosyal Beceri Profili
    Bu bölümde yukarıda sıralanan, tanı koymak ve uygulanan müdahale programlarının etkilerinin belirlemek amacıyla kullanılan, aynı zamanda psikometrik özellikleri incelenmiş Türkçe formları bulunan tanı /sınıflama sistemleri ile tanı sürecinde kullanılan değerlendirme araçları kısaca tanıtılmıştır. Her tanı ve sınıflama sistemi ile her ölçek için öncelikle orijinal formun özelliklerine ilişkin bilgi verilmiş; daha sonra Türkçe formları ve Türkçe Formların psikometrik özellikleri kısaca açıklanmıştır.

    Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Kitabı (Diagnostic and Statistical Manual/ DSM)

    Amerikan Psikiyatristler Birliği, 1952 de 19. yüzyılda başlatılan akıl hastalıkları için tanımlama ve ölçüt belirleme çalışmalarını temel alarak, mental bozuklukların sınıflanması ve tanılanması amacıyla bir tanı sistemi geliştirmiştir. Sistemde her mental bozukluk için sıralanan tanı ölçütlerinin, tanı koymak için yol gösterici olduğu belirtilmekte, ölçütlerin doğru bir şekilde kullanılabilmesi için hem bilgi hem de klinik beceriler sağlayan özel bir klinik eğitim gerektiği vurgulanmaktadır. Genel olarak DSM nin amacı klinisyen ve araştırmacılara, çeşitli mental bozuklukları tanımayı, bunların tedavisi için iletişim kurmayı, bu bozukluklar üzerinde çalışmayı ve tedavi etmeyi sağlamak üzere tanı kategorilerinin açık tanımlarını sağlamaktır.

    DSM, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülkede akıl hastalıklarına tanı koymak amacıyla klinisyenler, araştırmacılar, sağlık sigortası şirketleri ile ilaç şirketleri ve politika yapıcılar tarafından kullanılmaktadır. 1960, 1980, 1987 ve 2000 yıllarında gözden geçirilen DSM nin dördüncüsü 1994 te yayınlanmış, son değişikliklere ise 2000 yılından itibaren kullanılan DSM IV TR da yer verilmiştir. DSM IV te hasta beş açıdan çok eksenli bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. Çok eksenli sistem, kendini gösteren tek bir sorunun değerlendirlmesi üzerine odaklanmış olsa da gözden kaçabilecek değişik mental bozukluklara ve genel tıbbi durulara, psikolojik ve çevresel sorunlara ve bireyin genel işlevsellik düzeyine dikkat çekerek kapsamlı ve sistematik değerlendirme olanağı sağlamaktadır. DSM 5 üzerinde çalışılmaktadır ve 2013 yılında basılması planlanmaktadır. Şekil 2.1 de tabloda DSM IV e göre otizmin tanı koyma ölçütleri yer almaktadır.

    Türkçe Form: DSM IV tanı ve sınıflama sistemi, 1994 yılında Ertuğrul Köroğlu tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Hekim Yayın Birliği tarafından basılmıştır. DSM-IV-TR ise 2007 yılında "Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal El Kitabı" olarak Türkçe'ye çevrilmiş; gözden geçirilmiş tam metin olarak yayımlanmıştır. DSM sistemi ülkemizde klinisyenler tarafından tanı koyma sürecinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

    En az ikisi 1. maddeden ve birer tanesi 2. ve 3. maddelerden olmak üzere 1.,2. ve 3. maddelerden toplam 6 (ya da daha fazla) maddenin bulunması:
    Aşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendisini gösteren toplumsal etkileşimde nitel bozulma:
    toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi birçok sözel olmayan davranışta belirgin bozulmanın olması
    Yaşıtları ile gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe
    Diğer insanlarla eğlenme, ilgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama (Örn: ilgilendiği nesneleri göstermeme, getirmeme ya da belirtmeme)
    Toplumsal ya da duygusal karşılıklar vermeme
    Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde nitel bozulma:
    Konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemeiş olması (el, kol ya da yüz hareketleri gibi diğer iletişim yollarıyla bunun yerini tutma girişimi eşlik etmemektedir.)
    Konuşması yeterli olan kişilerde, başkalarıyla söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bozukluğun olması
    Basmakalıp ya da yinelenen ya da özel dil kullanma
    Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama.
    Aşağıdakilerden en az birisinin varlığı ile kendini gösteren davranış,ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yinelenen örüntülerin olması:
    ilgilenme düzeyi ya da üzerinde odaklanma açısından olağandışı, bir ya da birden fazla basmakalıp ve sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma
    özgül, işlevsel olmayan, alışageldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya uyma
    basmakalıp ve yinelenen motor mannerizmler (örneğin parmak şıklatma, el çırpma ya da burma ya da karmaşık tüm vücut hareketleri)
    eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşıp durma
    Aşağıdaki alanların en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağan dışı bir işlevselliğin olması:
    toplumsal etkileşim
    toplumsal etkileşimde kullanılan dil ya da
    sembolik ya da imgesel oyun
    Bu bozukluk Rett bozukluğu ya da Çocukluk Dezintegratif Bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz.
    Tablo 3.1: DSM IV e göre otizm tanı ölçütleri

  5. #5
    Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Sistemi (ICD-10)

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından geliştirilmiş olan bu uluslararası tanı ve sınıflama sistemi (UHS), klinik amaçlarla hastalıkları ve diğer sağlık problemlerini sınıflamak için kullanılmaktadır. Özellikle Avrupa'da yaygın olarak kullanılan ICD-10 da kullanılan kodlar ile DSM-IV te kullanılan kodlar genellikle örtüşmektedir. Her iki sistemde de 3 yaştan önce ortaya çıkma ile sosyal iletişimde dilin kullanımı, sosyal etkileşim ile sembolik ve hayali oyunlarda normal dışı gelişim ya da yetersizlik ölçüt olarak kabul edilmekte, gözlenen özelliklerin diğer yaygın gelişimsel bozukluklara, özellikle Rett Sendromu ve çocukluk dezentegratif bozukluğuna atfedilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

    Türkçe Form: Ülkemizde, 1965 yılındaki 8. Uluslararası ICD Konferansından sonra hazırlanmış olan ICD-8 yılına kadar kullanılmış; 1977-78 yıllarında çıkarılan ICD-9 ise kullanıma geçmemiştir. ICD-10, Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi koordinasyon Birimince 1995 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nden satın alınarak Türkçe'ye çevrilmiştir. ICD-10 eksikliklerin giderilmesi amacıyla 2003 yılında Sağlık Bakanlığı ve üniversite uzmanlarından oluşturulan bir grup tarafından gözden geçirilerek terminoloji birlikteliği sağlanmış; Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1996-2005 yılları arasında yapılan güncellemeler de ilave edilerek ICD-10 Türkçe Sürümü hazırlatılmıştır. ICD-10, ilk defa 01.01.2004 yılında Hasta Takip Sisteminde kullanılmaya başlanmış ve 1 Temmuz 2005 tarihinden itibaren Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kurumlarında kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.

    Çocukluk Otizmi Dereceleme Ölçeği (Childhood Autism Rating Scale: CARS)

    Schopler, Reichler ve Rochen-Rennen tarafından geliştirilmiş olan Çocukluk Otizmi Dereceleme Ölçeği (ÇODÖ), otizmli çocuklara tanı koymak ve otizmli olmayan diğer özel gereksinimli çocuklardan ayırtetmek için kullanılan bir tanı aracıdır. Tanı koyma sürecinde kullanılan ÇODÖ, otizmin derecesi hakkında fikir verir ve belirtilerin derecesinin belirlenmesini kolaylaştırır. 2 yaş üzerindeki otizmli çocuklara tanı konulması amacıyla kullanılan ÇODÖ, hem tanı koyma hem de sınıflama amacıyla eğitimciler ve hekimler tarafından kullanılabilmektedir. Doktorlar, özel eğitimciler, okul psikologları, konuşma patologları ile odyologlar gibi profesyoneller, kısa süreli eğitim programları ile ÇODÖ'ni kullanabilirler.

    Bu ölçek, aileden ve çocuğu tanıyan diğer kişilerle görüşme yapılması ve çocuğun gözlemlenmesi ile elde edilen bilgiler temel alınarak doldurulur. Ancak değerlendirmeyi yapan kişi, ölçekte yer alan her maddenin hem tanımını hem de puanlanmasını çok iyi bilmek zorundadır. ÇODÖ'nde her biri ayrı ölçek görünümünde olan 15 madde bulunmakta; her madde 1 ile 4 arasında yarım derecelik, bir başka deyişle 7 li dereceleme ile puanlanmaktadır. 1, o maddede ifade edilen davranışların çocuğun yaşı için normal sınırlar içinde olduğunu, 4 ise o davranışların akranlarından çok farklı olduğunu göstermektedir. Böylece her madde için çocuğun aynı yaştaki akranlarından farkının derecesine ilişkin bilgi edinilmektedir. ÇODÖ'nde yer alan maddeler kişilerle ilişki, taklit, duygusal tepkiler, vücudun kullanımı, değişikliklere tepki, göresel tepkiler, dinleme tepkileri, tat koku ve dokunmanın kullanımı, korku-sinirlilik, sözel ve sözel olmayan iletişim, zihinsel etkinlikler ile çocuğa ilişkin genel izlenimler başlıkları altında toplanmaktadır. Tanı sürecinde çocuğa her madde için verilen puanlar toplanarak toplam puan elde edilmekte; ölçekten aldığı toplam puanı, ölçeğin kesme puanının üzerinde kalan çocuklar otizmli olarak tanımlanmaktadır. ÇODÖ kullanılarak değerlendirilen çocuklar, aldıkları toplam puan temel alınarak hafif/orta ya da ağır dereceli otizmli olmak üzere iki grupta sınıflanabilmektedir.

    Schopler, Van Bourgondien, Wellman, and Love, ÇODÖ ‘ni gözden geçirmişler, otizmin yanı sıra Asperger Sendromu'nu da içerecek şekilde ÇODÖ 2 yi geliştirmişlerdir. ÇODÖ 2 de, 6 yaştan küçük ve iletişim sorunları olan çocukları değerlendirmek amacıyla kullanılan standart ÇÖDO sürümü, 6 yaştan büyük ve yüksek işlevli çocukları değerlendirmek için kullanılan dereceleme kitapçığı ve ebevyn ve bakıcılar için görüşme formu olmak üzere üç ayrı değerlendirme formu bulunmaktadır. Ölçekte yer alan her maddede ifade edilen davranışların sadece sıklığı değil; aynı zamanda yoğunluğu, özelliği ve süresi temel alınarak değerlendirilmektedir. Ayrıca ebeveyn ya da çocuğa bakan kişiye sorulmak üzere hazırlanmış bir soru listesi kullanılarak anne babaya çocuğun erken gelişimi, sosyal, duygusal ve iletişim becerileri ile yinelenen davranışları, oyun ve rutinleri ile alışılmadık duyusal ilgilerine ilişkin sorular sorulmaktadır.

    Türkçe Form: Çocukluk Otizmi Dereceleme Ölçeği'nin ilk sürümü, Türkiye'de ilk olarak bir grup araştırmacı tarafından, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Ruh Sağlığı Bölümü'nde "otizmli" tanısı almış olan 23 çocuğu değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. 5-10 yaş arasındaki erkek çocuklardan oluşan araştırma grubu, aynı bölüm tarafından düzenli olarak izlenen çocuklardır. Araştırmacılar, ölçeğin çeviri ve tekrar çeviri çalışmalarını yapmışlar, daha sonra 23 çocuğu ÇODÖ ile değerlendirmişler, çocukların ölçekten aldıkları toplam puanları hesaplamışlardır. Daha sonra ölçeğin yapısı hakkında bilgi edinebilmek amacıyla 23 çocuktan toplanan veriler üzerinden yaptıkları analiz sonucunda bir madde hariç (14.madde) tüm maddeler için madde-toplam korelasyonlarının .60-.90 arasında olduğunu bulmuşlardır. Aynı çalışmada madde analizi de yapılmış, her maddenin çalışma grubunun üst %27 ve alt %27 lik grubunu ayırt edip etmediği, gruplarda yer alan çocuk sayılarının az olması nedeniyle, Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. Madde analizi sonucunda 14. Madde hariç, tüm maddelerin iki uç grubu (ÇODÖ puanları en fazla ve en az olan çocukları) anlamlı düzeyde ayırt ettiği bulunmuştur.

    Araştırmacılar, ÇODÖ'nün Türkçe formunun güvenirlik değerinin (Cronbach α= .86), orijinal ölçeğin güvenirlik değerlerine (Cronbach α=.94) yakın olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca ilk 13 maddenin en fazla ve en az puan alan grupları ayırt etmesi ve madde toplam korelasyonlarının yüksek olması nedeniyle ÇODÖ'nün otizmin derecesini ayırt eden tek boyutlu bir ölçek olduğunu kabul etmişler, 14.madde ile ilgili bulguları hem ölçeğin hem de otizmli çocukların özelliklerini temel alarak açıklamışlardır. Bu çalışmanın temel sınırlılığı ÇODÖ ile değerlendirilen çocuk sayısı çok azdır bu nedenle, ölçeğin psikometrik özelliklerinin daha büyük gruplardan toplanan verilerle tekrar değerlendirilmesi aynı zamanda ÇODÖ 2 nin de Türkçe sürümü üzerinde çalışılması gerekli görülmektedir.

    ÇODÖ nün Türkçe Formu 2009 yılında İncekaş tarafından yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış 4-18 yaş arasındaki 48 çocuk ile zihinsel yetersizlik tanısı almış 48 çocuğu değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları da ÇODÖ- Türkçe Formunun geçerlik ve güvenirliğinin Sucuoğlu ve arkadaşlarının hesapladığı değerlere paralel olduğunu, standardize ölçüm araçları özelliklerini taşıdığını ve otizmli çocuklarla zihin engelli çocukları iyi derecede ayırt edebildiğini göstermiştir.

  6. #6
    Gilliam Otizm Dereceleme Ölçeği (The Gilliam Autism Rating Scale: GARS)

    İlk kez 1995 yılında geliştirilmiş olan bu ölçek, 3-22 yaş bireylere otizm tanısı koymak amacıyla diğer tanı araçları ile birlikte kullanılması önerilen ve çocukları izlemek amacıyla geliştirilmiş olan kullanımı kolay ve ucuz bir davranışsal kontrol listesidir. Ölçekte yer alan maddeler, DSM-IV ün gözden geçirilmiş formunda yer alan otizm tanımını temel alır. Dil ve konuşma terapistleri, eğitim psikologları, öğretmenler ve öğretmen yardımcıları gibi otizmli çocuklarla çalışan kişiler tarafından kullanılan Gilliam Otizm Dereceleme Ölçeği (GOBDÖ), çocuğu iyi tanıyan kişiler tarafından 5-10 dakikada doldurularak çocuklara tanı konabilir. Ölçekte otizmli bireylerin özelliklerini ifade eden; yinelenen davranışlar, iletişim ve sosyal etkileşim olmak üzere üç grupta toplanan 42 madde yer almaktadır. Ölçeğin gözden geçirilmiş formu da (GOBDÖ 2) bulunmakta, ikinci sürümde, ilk ölçekteki "Erken Gelişim Ölçeği" yerine kullanılan ve anne babadan bilgi toplanan görüşme formu yer almaktadır.

    Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 (GOBDÖ-2; Gilliam Autism Rating Scale-2), ölçeğin birinci sürümü gibi, otistik bozukluk gösteren bireyleri tarama ve tanılama, ağır düzeydeki davranış problemlerini değerlendirme, davranışsal ilerlemeyi belirleme/değerlendirme, bireyselleştirilmiş Eğitim Planı (BEP) için amaçları belirleme ve bilimsel araştırmalar için veri toplama amaçları için kullanılabilir. GOBDÖ-2 Stereotip Davranışlar, İletişim ve Sosyal Etkileşim ile ilgili olmak üzere spesifik, gözlemlenebilir ve ölçülebilir davranışları içeren maddelerin yer aldığı üç alt ölçekten oluşmaktadır. Her alt ölçekte 14 olmak üzere, ölçekte toplam 42 madde yer almaktadır. DSM-IV-TR (2000) ve Amerika Otizm Topluluğu'nun (2003) tanımları temelinde geliştirilen maddeler görüşe dayalı dörtlü bir derecelendirme ile puanlanmaktadır.

    Türkçe Form: Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği'nin (GOBDÖ-2-TV) Türkiye standardizasyonu Diken ve arkadaşları (2010) tarafından yapılmış, bunun için üç aşamalı bir çalışma yürütülmüştür. Ölçeğin dil ve kavram eşitliğinin sağlandığı ilk aşamadan sonra farklı illerden toplam 436 otistik bozukluk tanısı almış bireyden toplanan verilerle, Türkçe Formun geçerlik ve güvenirliğini araştırmak üzere, bir pilot çalışma yapılmıştır. Pilot çalışma sonucu elde edilen geçerlik ve güvenirlik bulguları GOBDÖ-2-TV'nin sağlam psikometrik özellikler yansıttığını ve standardizasyon çalışmasına hazır hale geldiğini göstermiştir. Araştırmacılar pilot çalışma sonrasında Gilliam Otizm Dereceleme Ölçeği'nin Türkçe Formunun standardizasyon çalışmasını, 21 ilde yaşayan, yaşları 3-23 arasında değişen ve otistik bozukluk tanısı almış 1191 çocuk ve ergen için toplanan verilerle gerçekleştirmişlerdir. GOBDÖ-2-TV'nin geçerlik ile ilgili diğer analizlerde, yaş ile alt ölçekler arasında anlamlı ilişki olmadığı, alt ölçeklerin birbirleri ile farklı düzeylerde bir ilişki içinde olduğu, ölçeğin çoğu maddesinin alan yazında kabul gören madde ayırt edicilik gücüne sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca, GOBDÖ-2-TV'nin otistik bozukluk gösteren bireyleri zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği ve yetersizliği olmayan bireylerden ayırt ettiği bulunmuştur. Son olarak yapılan Doğrulayıcı Faktör Analizi'nin (DFA) ölçeğin Türkçe formunun faktör yapısını doğruladığı görülmüştür.

    GOBDÖ-2-TV'nin iç tutarlık güvenirliği analizleri Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısının alt ölçekler ve toplam ölçek puanı için oldukça yüksek (ranj= .77-.88) olduğunu göstermiştir. Test-Tekrar Test güvenirliği ise otistik bozukluk tanısı almış 42 bireyin anne-babası ve öğretmenlerinin ölçeği iki hafta ara ile doldurulmaları ile elde edilen veriler kullanılarak yapılmış; iki ölçüm sonucunda elde edilen puanlar arasında korelasyon değerlerinin .98 ile .99 arasında değiştiği görülmüştür. Diken ve arkadaşları, GOBDÖ-2-TV standardizasyon çalışması sonucu elde edilen geçerlik ve güvenirlik bulgularının GOBDÖ-2-TV'nin uygun psikometrik özellikler yansıttığını ve belirtilen amaçlar doğrultusunda Türkiye'de kullanılabileceğini gösterdiğini açıklamışlardır.

    Otizm Davranış Kontrol Listesi (Autism Behavior Checklist: ABC)

    1983 yılında Krug, Alrick ve Almond tarafından geliştirilen ve Eğitimsel Planlama için Otizm Tarama Aracı'nın bir alt ölçeği olan Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL) , birçok ülkede tarama ve eğitim amaçlı olarak kullanılmaktadır. Kontrol listesi duyusal, ilişki kurma, beden ve nesne kullanımı, dil becerileri ile sosyal ve öz bakım becerileri olmak üzere beş alt ölçekte toplanan 57 maddeden oluşmaktadır. 0-159 arasında puan alınabilen kontrol listesi kullanılarak, hem öğretmenlerden hem de anne babalardan, 18 ay-35 yaş otizmli bireyler hakkında bilgi toplanabilmektedir. Ölçeğin güvenirliği iki yarı test güvenirliği (r=.87) ve Spearman Brown (r=.94) yöntemiyle araştırılmış, iç tutarlılık katsayılarının oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Bir başka çalışmada toplam puan için hesaplanan Cronbach iç tutarlılık katsayısının .87 olduğu belirlenmiş olan kontrol listesinin test tekrar test güvenirliğine ilişkin bulguya rastlanmamıştır. Ancak Krug ve arkadaşları (1993) puanlayıcılar arası güvenirliğin .95 olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen ve anne babaların kontrol listesini doldurmaları ile elde edilen veriler karşılaştırıldığı zaman, ebeveynlerin öğretmenlerden daha fazla otistik belirti ifade ettikleri görülmüştür.

    Kontrol listesinin geçerlik çalışmaları kapsamında, otizmli bireylerin aldığı hem toplam puan hem de belirti alanlarında elde ettikleri puanlarla, otizmli olmayan diğer engelli bireylerin aldığı puanlar arasında anlamlı farklar olduğu bulunmuştur. Bir çalışmada Otizm Davranış Kontrol Listesi ile Çocukluk Otizmi Dereceleme Ölçeğinin eş zamanlı geçerlik katsayısının .67 olduğu belirlenmiş; bir başka çalışmada ÇODÖ'nün ve ODKL nin otizmli bireyleri doğru sınıflandırma oranları karşılaştırılmış, ÇODÖ nin otizmli bireyleri %100 oranında, ODKL nin ise %54 oranında doğru tanı grubuna atadığı bulunmuştur.

    Türkçe Form: ODKL, ülkemizde Türkçe formunun psikometrik özellikleri araştırılmış değerlendirme araçlarından birisidir. Yılmaz-Irmak ve arkadaşları (2007) tarafından ODKL kullanılarak 3-15 yaş grubundaki 208 otizmli, 97 zihinsel engelli ve 174 normal gelişim gösteren çocukla çalışan öğretmenler ve çocukların anne babalarından veri toplanmıştır. Çalışma grubunda yer alan çocukların demografik özelliklerine ilişkin bilgi de toplanmış; ODKL puanları ile demografik özellikler arasındaki ilişki de belirlenmeye çalışılmıştır. Kontrol Listesinin Türkçe Formu'nun güvenirliğini incelemek için yapılan analizlerde hem Cronbach α hem de iç tutarlılık katsayısının .92 olduğu bulunmuştur. Ayrıca alt ölçekler için Cronbach α değerlerinin .65-.82 arasında, Spearman Brown değerlerinin ise .61 ile .84 arasında değiştiği belirlenmiştir. Puanlayıcılar arasındaki güvenirliği belirlemek için ise iki öğretmen 100 çocuğu birbirinden bağımsız olarak, bir ebeveyn ve bir öğretmen de 69 çocuğu birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirmişlerdir. Analizler sonucunda öğretmen değerlendirmeleri arasındaki korelasyonun .86; öğretmen ebeveyn değerlendirmeleri arasındaki korelasyonun ise .59 olduğu görülmüştür.

    Araştırmacılar, ODKL nin iç geçerliğini saptayabilmek için otizm tanısı olan grupla zihinsel engelli grubun kontrol listesinden aldıkları puanları karşılaştırmışlar; listede yer alan 57 maddenin 53 ünün iki grubu anlamlı düzeyde ayırt ettiğini belirlemişlerdir. Bunun yanı sıra 3-6, 7-10 ve 11den büyük olmak üzere üç yaş grubunda yer alan çocukların, ODKL toplam ve alt ölçek puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığını bulmuşlardır. Araştırmacılar bu durumu, ODKL ile tüm yaşlarda, hatta tanı koymada sorun yaşanan küçük yaş grubunda da geçerli değerlendirme yapılabileceği şeklinde yorumlamışlardır.

    Son olarak ODKL nin ölçüt geçerliğini belirlemek üzere, öğretmenlerden çalıştıkları çocukları, çocukların sorununu hafif, orta ve ağır olmak üzere sınıflamaları istenmiştir. Öğretmenlerin bu değerlendirmeleri, ODKL nin geçerliğini belirlemek üzere bir dış ölçüt olarak kullanılmıştır. Analizler sonucunda ODKL toplam puanının sorunun derecesine göre anlamlı düzeyde farklılaştığını bulunmuş; ağır sorunlu olarak tanımlanan grubun ODKL puan ortalamasının hafif olarak derecelendirilen grubun puanından daha fazla olduğu belirlenmiştir. Araştırmacılar, bu çalışmada ODKL nin otizmli bireyler için kullanılan bir başka ölçek ile karşılaştırılmadığını, ancak ileri çalışmalarda geçerlik konusunda daha fazla bilgi edinebilmek amacıyla diğer otizm tanı araçları ile ilişkisinin incelenmesini önermişlerdir.

  7. #7
    Davranış Değerlendirme Ölçeği (Behavioral Summarized Evaluation:BSE)

    1990 yılında bir grup Fransız araştırmacı tarafından Fransa'da geliştirilmiş olan bu ölçek tıp ve davranış değiştirmeye yönelik araştırmalar ile ilaç araştırmalarında tıp ve eğitim alanında çalışan uzmanlar tarafından, otizmli bireylerin problem davranışlarının derecesini değerlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Ölçekle toplanan bilgiler uzmana otizmli çocuğun klinik durumuna ilişkin bilgi vermekte; otizm konusunda eğitim almış deneyimli kişi, genellikle hemşire, anne babadan bilgi alarak çocuğu beş gün gözlemledikten sonra ölçeği doldurmaktadır. DDÖ nde yer alan maddeler 0 ile 4 arasında derecelendirilmekte, 0 (sıfır) puanlanan maddedeki bozukluğun hiç görülmediğini, 4 ise sürekli görüldüğünü ifade etmektedir. 20 maddeden elde edilen puanlar toplanarak toplam puan elde edilir.

    Ölçeğin geçerliği 2-15 yaşları arasındaki 90 çocuktan toplanan veriler üzerinden faktör analizi yapılarak incelenmiş ve ölçeğin a) içe kapanıklık eğilimi, b) sözel ve sözel olmayan iletişim, c) çevreye karşı garip davranışlar, d) hareket, e)duygusal tepkiler, e)uyku ve yemek yeme davranışları, f) dikkat dağınıklığı gibi faktörlerden oluştuğu bulunmuştur. Yaşları 2-11 arasında değişen 31 çocuk DDÖ konusunda eğitim almış iki grup değerlendirici tarafından değerlendirildiğinde 2 madde için güvenirlik yüksek, 12 madde için iyi düzeyde ve 5 madde için ise orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Toplam puan için ise değerlendiriciler arası güvenirliğin mükemmel düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bir başka çalışmada otistik özellikleri olmayan 58 zihin engelli çocukla, 58 otizm tanısı almış çocuk DDÖ ile değerlendirildiğinde, aracın iki grubu açık bir şekilde ayırt ettiği bulunmuştur. Aşamalı madde seçimi sürecinde, en etkili kombinasyonu oluşturan 8 madde ortaya çıkmış; iki grup arasındaki farkın, yinelenen davranışlarla içe kapanıklığı birlikte gösteren 4 maddede en fazla olduğu görülmüştür. Araştırmacılar, DDÖ kullanılarak otizme özgü gelişimsel sapmanın değerlendirilebileceğini ifade etmişlerdir.

    1992 yılında DDÖ nin maddeleri temel alınarak, çok küçük yaştaki otizmli çocukların davranışlarını değerlendirmek üzere ölçeğin bebek versiyonu (The Infant Behavioral Summarized Evaluation: IBSE) geliştirilmiştir. Bu amaçla 6 – 48 aylık 89 küçük çocuğun videokasetleri incelenerek davranışları derecelenmiş; erken dönemde gözlenen otizm davranışları ile otizmde daha az görülen dikkat dağınıklığı, algı problemleri gibi davranışları açıklayan 19 madde belirlenmiştir.

    DDÖ 1997 de tekrar gözden geçirilmiş, orijinal ölçeğe, sözel olmayan iletişim, duygular ve algılar ile ilgili 9 madde eklenmiş, ortaya çıkan yeni ölçeğin (BSE-R) psikometrik özellikleri tekrar araştırılmıştır. Araştırmacılara göre, DDÖ nin gözden geçirilmiş formu, uzun süreli çalışmalar ile ve kısa süreli kontrollu terapötik çalışmalara katılan otizmli bireylerdeki gelişmeleri kaydetmek amacıyla kullanılabilmektedir.

    Türkçe Form: Davranış Değerlendirme Ölçeği, ÇODÖ ile birlikte aynı araştırmada, bir veri toplama bataryasının bir parçası olarak kullanılmak üzere Türkçe'ye çevrilmiş; 23 çocuktan toplanan verilerle ölçeğin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçekte yer alan her madde ile toplam puanın korelasyonu hesaplandığında bir madde için madde-toplam korelasyon değerinin düşük olduğu (r=.13), diğer maddeler için ise bu değerin .36 ile .90 arasında değiştiği görülmüştür. Aynı veriler kullanılarak madde analizi yapılmış, her maddenin ölçekten 65-80 arasında puan alan grup ile 17-33 arasında puan alan alt %27 lik grubu ayırt edip etmediği incelenmiştir. Mann Whitney U testi kullanılarak gerçekleştirilen analiz sonucunda, madde-toplam korelasyon değerleri de düşük olan 6 maddenin iki grubu ayırt etmediği bulunmuştur.

    Araştırmacılar, veri toplanan araştırma grubunun çok küçük olmasına karşın, faktör analizi yaparak ölçeğin faktör yapısını araştırmışlardır. Analiz sonucunda DDÖ nin Türkçe Formu'nun maddelerinin dört faktörde toplandığı görülmüş, bir madde ise hem madde toplam korelasyonunun düşük olması hem de alt ve üst grupları ayırt etmemesi nedeniyle ölçekten çıkarılmıştır. Ölçeğin 19 maddeden oluşan son halinin iç tutarlılık katsayısının .95 olduğu, bu değerin orijinal ölçeğin iç tutarlılık değeri ile tutarlı olduğu bulunmuştur.

    Otizm Anketi (The Autism Spectrum Quotient: ASQ)

    Baron-Cohen ve arkadaşları (2001) tarafından geliştirilen bu araç, 16 yaşından büyük olan normal zekadaki yetişkinlerde otizm ya da yaygın gelişimsel bozukluklardan herhangi birinin belirtileri olup olmadığını değerlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Kendini değerlendirme ölçeği olarak tanımlanan bu soru listesinde, her biri kesinlikle katılmıyorum - kesinlikle katılıyorum arasında dörtlü dereceleme ile değerlendirilen 50 madde yer almakta, bu maddeler sosyal beceri, dikkat, ayrıntıya dikkat etme, iletişim ve hayal gücünü değerlendiren beş alt ölçekte toplanmaktadır. Birey her maddeyi dikkatle okuyarak kendi özelliklerini değerlendirmektedir. Kesinlikle katılıyorum ya da sıklıkla katılıyorum seçeneklerinin işaretlendiği bazı maddeler için birey 1 puan almakta; bazı sorular ise bazen katılıyorum ya da kesinlikle katılmıyorum seçeneklerinden birisi işaretlendiğinde 1 puan almaktadır. Yaklaşık 15-20 dakikada doldurulan bu soru listesinden alınan puanların artması otistik özelliklerin de arttığını göstermektedir. Soru listesinin cronbach alpha değerleri alt ölçek puanları ve toplam puan için 0.63 ile 0.77 arasında bulunmuş, test tekrar test güvenirliğinin ise 0.7 olduğu belirlenmiştir.

    Çocuk ve ergen formlarının da geliştirildiği soru listesinin ilk uygulamalarında, kontrol grubunun puan ortalaması 16.4 bulunmuş, erkekler kızlardan biraz daha yüksek puan almışlardır. Yaygın gelişimsel bozukluk tanısı olan yetişkinlerin % 80 inin, kontrol grubunun ise sadece % 2 sinin puan ortalaması 32 bulunmuştur. Araştırmacılar 32 puan alan bireylerin klinik açıdan anlamlı düzeyde otistik özellikleri olduğunu belirtmişlerdir. Asperger sendromunun tanılanması sürecinde yaygın olarak kullanılan soru listesinin tanı koymayı amaçlamadığı ifade edilmekte, ancak yüksek puan alan ve stres altında olan kişilerin, tanıya ilişkin herhangi bir sonuca varmadan önce profesyonel yardım almaları önerilmektedir. Bir çalışmada soru listesinin asperger sendromunu tarama amacıyla kullanılabileceği, 26 dan daha az puan alanlara Asperger tanısı konulamayacağı vurgulanmaktadır.

    Türkçe Form: OA nin Türkçe Formu Gökçen ve arkadaşları tarafından (2005) hazırlanmış, çeviri ve tekrar çeviri çalışmaları 15 psikiyatrist, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı tarafından yapılmıştır. Soru listesi kullanılarak 406 üniversite öğrencisi ile otistik bozuklu tanısı almış 68 çocuğun anne babasından veri toplanmıştır. Analizler sonucunda soru listesinin sosyal beceri ve hayal gücü alt ölçeklerinin otizmli çocuk anne babalarını diğer gruptan ayırt edebildiği görülmüştür. Türkçe formun Cronbach alpha değeri, orijinal ölçeğe benzer şekilde 0.64, test tekrar test güvenirliği ise 0.72 bulunmuştur. Ayrıca alt ölçek puanlarının toplam puanla ilişkili olduğu belirlenen soru listesinden elde edilen toplam puanlar kadınlar için erkeklerden daha azdır. Araştırmacılar, OA-Türkçe Formun geçerliğinin otizm spektrum bozukluğu ve Aspergerli bireylerden toplanan verilerle tekrar sınanmasını önermişlerdir.

  8. #8
    Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği (Checklist for Autism in Toddlers: CHAT)

    Baron-Cohen, Allen ve Gillberg (1992) tarafından İngiltere'de geliştirilmiş olan bu araç, takvim yaşı 18 ay olan ve otizm için risk grubu oluşturan küçük çocukları tarama amacıyla geliştirilen ilk araç olarak kabul edilebilir. Tüm maddeleri evet/ hayır şeklinde yanıtlanan ölçekte iki bölüm bulunmakta; birinci bölümde değerlendirici tarafından ebeveyne ya da birincil bakıcıya sorulan 9 madde yer almaktadır. Bu maddelerin her biri, bir gelişim alanıyla ilişkilidir. Bu bölümde 5 adet anahtar soru bulunmakta, anahtar sorular ile çocuğun ortak dikkat ve –mış gibi oyun davranışları değerlendirilmektedir. İkinci bölümde yer alan maddeler ise, değerlendiricinin çocukla oyun ortamında gerçekleştirdiği etkileşimler sırasındaki gözlemlerine dayalı olarak yanıtlanmaktadır. Birinci bölümdeki 5. ve 7. maddeler ile ikinci bölümdeki 2, 3 ve 4. maddeler otizm açısından kritik maddelerdir. Bu maddelerin tümünde başarısızlık, çocuğun otizm açısından yüksek risk taşıdığını göstermektedir. Ölçeğin uygulaması 5-10 dakika alır ve puanlaması çok kolaydır.

    Ölçeğin otizmli çocukları taramada ne kadar etkili olduğu, kardeşleri otizmli olan ve bu nedenle yüksek risk grubu kabul edilen çocuklarla, yansız olarak belirlenmiş çocuklardan toplanan verilerin karşılaştırılması ile yapılmış; çocuklar 30 aylık oldukları zaman değerlendirme süreci tekrarlanmıştır. Bu çalışma sonucunda erken dönemde ortak dikkat ve –mış gibi oyunun olmamasının, çocukların ileride otizm tanısı almalarını yordadığı doğrulanmıştır. Baron-Cohen'e göre, otizm riski olan çocuklar 18 ayda bu ölçekle değerlendirilmeli ancak değerlendirme süreci bir ay sonra tekrarlanmalıdır. Çünkü ilk değerlendirmede çocuğun kötü bir gününe denk gelmesi ya da gelişim geriliğinin hafif olması gibi nedenle çocuk gözden kaçırılabilir. Bu nedenle ölçeğin ikinci kez uygulanması sonrasında otizm riski ortaya çıkan, ölçek maddelerinde başarısız olan çocukların mutlaka ayrıntılı değerlendirme için uygun kurum ve kuruluşlara gönderilmesi önerilmekte; ölçeğin tek başına bir tanı aracı olamayacağı kabul edilmektedir. Ölçekten alınan puanlara göre yüksek risk grubunda olduğu belirlenen çocukların psikolojik değerlendirme sonucunda otizm tanısı aldığı görülmektedir.

    Türkçe Form: Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği (EÇOTÖ), ilk kez Kabil (2005) tarafından yapılan bir çalışmada Türkçeye uyarlanmıştır. Bu çalışmada yaşları 16–71 aylar arasında değişen 80 kişilik çocuk grubu üzerinde denenmiştir. Örneklemde, 20'şer kişilik dört grup yer almıştır. Gruplar; normal gelişim gösteren, Down sendromlu, otizm şüphesi olan ve otizm tanısı almış çocuklardan oluşmuştur. Araştırma bulguları, EÇOTÖ'nin özellikle 3 yaş altındaki bazı otizmli çocukları yakalayamadığını göstermiştir. Öte yandan, otistik özellik göstermeyen çocukları yanlışlıkla otizm spektrum bozukluğu grubuna dahil etme olasılığının Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği'ne kıyasla daha düşük olduğu belirlenmiştir.

    Tohum Otizm Vakfı tarafından yürütülen tarama çalışmasında ise Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği ile yapılan değerlendirme sonuçlarına göre risk grubunda olduğu belirlenen küçük çocuklar EÇOTÖ kullanılarak hekimler tarafından tekrar değerlendirilmiştir. Ölçeğin birinci bölümdeki iki soru (A5 ve A7) ile ikinci bölümdeki üç sorunun (Bii, Biii ve Biv) tümünde ‘Hayır' olarak değerlendirilen çocuklar yüksek risk grubunu oluştururken; A7 ve Biv'de ‘Hayır' olarak değerlendirilen çocuklar orta dereceli risk grubunu oluşturmaktadır. İki gruba da girmeyen çocukların ise düşük risk grubunda oldukları kabul edilmektedir. Tarama çalışmasında, ilgili sorular dikkate alınarak yapılan analizde, EÇOTÖ ile taranan grup içerisinde 228 çocuktan 15'i yüksek risk, 242 çocuktan 49'u orta derecede risk göstermektedir. Tüm grubun farklı sayıda olmasının, bazı durumlarda boş bırakılmış soruların olmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle yukarıda verilen sorulardan herhangi birinin boş bırakılması yüksek ve orta düzeyde risk gruplarının belirlenmesinde farklı sayıda örneklem büyüklüklerinin oluşmasına neden olmaktadır.

    Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği Ölçeği (Modified Checklist for Autism in Toddlers: M-CHAT)

    Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği (D-EÇOTÖ), anne babalardan alınan bilgilerle otizm olma riski olan çocukları taramak amacıyla geliştirilmiş bir araçtır. Ölçekte yer alan 9 madde EÇOTÖ' inden alınmış, diğer maddeler ise alanyazına ve araştırmacıların klinik gözlemlerine dayalı olarak hazırlanmıştır (Robins, Fein, Barton ve Green, 2008). Bu tarama sonucunda risk grubunda olduğu belirlenen çocuklar, tanılama amaçlı klinik değerlendirmeye yönlendirilmektedirler. D-EÇOTÖ, çocuğun ebeveynine ya da birincil bakıcısına yöneltilmek üzere hazırlanan 23 maddeden oluşmaktadır. Ölçekteki her madde EVET/HAYIR şeklinde yanıtlanmaktadır. Bu maddelerin ilk dokuzu EÇOTÖ ‘nden aynen alınmıştır; geri kalan maddeler ise ölçeği geliştirenler tarafından hazırlanmıştır. D-EÇOTÖ inde otizmle ilişkili 6 kritik madde yer almaktadır. Ölçeğin 23 maddesinden herhangi üçünde ya da altı kritik maddesinden herhangi ikisinde başarısız olan çocuklar, otizm spektrum bozuklukları açısından risk grubuna dahil olmaktadırlar. D-EÇOTÖ nin ilk geçerlik çalışmaları 1293 çocuktan toplanan veriler üzerinden yapılmış; alpha iç tutarlılık katsayısının.85 olduğu belirlenmiştir. Yaşları 18–30 aylar arasında değişen 1.293 çocuktan 58'inin risk grubunda olduğu belirlenmiş, risk grubundaki çocuklardan 39'u ise otizm spektrum bozukluğuna ilişkin bir tanı almıştır. Kritik maddeler, DFA (Discriminant Function Analysis) analizi yapılarak belirlenmiştir. DFA analizi sonuçları, 38 çocuktan 33'ünün doğru olarak, 8'inin yanlış olarak tanılandığını göstermiştir. DFA sınıflamalarına göre ölçeğin duyarlığının (sensitivity) 0,87; belirginliğini (specifity) 0,99; olumlu yordama gücünün (PPP: Positive Predictive Power) 0,80; olumsuz yordama gücünün ise (NPP: Negative Predictive Power) ise 0,99 olduğu belirlenmiştir.

    Türkçe Form: Yıkgeç (2005) tarafından yapılan bir yüksek lisans tez çalışmasında D-EÇOTÖ Türkçeye uyarlanmış ve yaşları 18–72 aylar arasında değişen 80 kişilik bir örneklem üzerinde sınanmıştır. Örneklemde, 20'şer kişilik dört grup yer almıştır. Gruplar; normal gelişim gösteren, Down Sendromlu, otizm şüphesi olan ve otizm tanısı almış çocuklardan oluşmuştur. Ölçeğin otizm tanısı almış ya da otizm şüphesi olan çocukları ayırmada başarılı olduğu belirlenmiş, ancak, otistik özellik göstermeyen çocukların yanlışlıkla otizm açısından riskli çıkma olasılığının da yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Otizm riski taşıyan ve taşımayan çocukları ayırmada, ölçeğin altı kritik maddesinden herhangi ikisinde başarısız olma ölçütünün, ölçeğin 23 maddesinden herhangi üçünde başarısız olma ölçütüne kıyasla daha uygun olduğu saptanmıştır. Ek olarak, Madde 6'nın altı kritik maddeye yedinci madde olarak eklenmesinin ölçeğin duyarlığını artırabileceği yönünde bir öneride bulunulmuştur. Ancak, örneklemin küçük olması nedeniyle bu öneriye kuşkuyla yaklaşmakta yarar görünmektedir.

    Tohum Otizm Vakfı tarafından yürütülen ve yaşları 18-36 ay arasında olan çocuklardan veri toplanarak yürütülen tarama projesinde D-EÇOTÖ nin güvenirliği tekrar analiz edilmiş; 23 maddenin Cronbach α güvenirlik katsayısının 0,74; altı kritik maddenin güvenirlik katsayısının ise 0,69 olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada, ölçeğin Türkçe versiyonu için Yıkgeç'in önerdiği 23 maddeden üç veya daha fazlasında ya da yedi kritik maddeden iki ya da daha fazlasında başarısız olma ölçütlerine göre risk grupları oluşturulmuş ve bu risk gruplarındaki dağılımlar farklı değişkenlere göre incelenmiştir. 41.290 çocuk için elde edilen veriler incelendiğinde 4.605 çocuğun risk grubunda olduğu görülmüştür. Araştırmacılar D-EÇOTÖ ‘nde yer alan her sorunun 0 ya da 1 olarak değerlendirilmesi nedeniyle, elde edilen toplam puanı sürekli değişken olarak tanımlamışlar ve bu puanı ‘risk puanı' olarak isimlendirmişlerdir. Buna göre değerlendirilen çocuğun risk puanı küçüldükçe otizm görülme olasılığı yükselmekte; risk puanı büyüdükçe otizm görülme olasılığı düşmektedir. EÇOTÖ hem de D-EÇOTÖ kullanıldığı tarama çalışmasında, beş ildeki Ana ve Çocuk Sağlığı merkezlerine rutin kontrol için götürülen 18–36 ay arasındaki yaklaşık 45.000 çocukta otizm spektrum bozukluğu riski değerlendirilmiştir. Her iki değerlendirme sonucunda otizm açısından yüksek ya da orta düzeyde risk grubunda çıkan çocukların oranının 1/170 olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, Erken Çocukluk Otizmi Tarama Ölçeği ile değiştirilmiş sürümünün (D-EÇOTÖ) Türkçe Formları' nın otizm açısından risk grubu oluşturan küçük çocukları tarama amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir.

  9. #9
    Otizm için Davranış Gözlem Ölçeği (Behavior Observation Scale for Autistic Spectrum)

    1943 te Kanner'in otizmi ilk tanımladığı zamandan itibaren, bir çocuğun otizm tanısı alması için sergilemesi gereken davranışlar objektif olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Ancak tanı için davranışsal ölçütler oluşturulmadan önce otizmli çocuklarda gözlenen ve bu sendroma özgü olan davranışların belirlenmesi gerektiği düşüncesinden hareketle Otizm için Davranış Gözlem Ölçeği (ODGÖ) geliştirilmiştir. Freeman ve arkadaşları (1980) gözlem ölçeğinin otizmli çocukları zihinsel engelli ve normal gelişen çocuklardan ayırt etmek ve araştırmalarda objektif değerlendirmeler yapmak için kullanılabileceğini ifade etmişlerdir. Ölçekte tek başına sergilenen davranışlar, nesnelerle ilişki, diğerleriyle ilişki ve konuşma ile ilgili davranışlar olmak üzere dört grup altında toplanan ve her biri objektif olarak tanımlanmış ve kodlanmış bir dizi davranış yer almaktadır. Davranış gözlemleri sırasında çocukların her davranışının (gözlem aracında yer alan her davranışın) yüzdesi belirlenmektedir. Bu gözlem ölçeğinin önemli özelliği, kullanacak kişilerin davranışların tanımlarına ilişkin eğitim alması ve birden fazla gözlemci ile gözlemciler arası tutarlığının yüksek olması gerekmektedir. Böylece özellikle bir terapi ya da eğitim sonrasında ortaya çıkan davranış değişiklikleri objektif olarak değerlendirilebilmektedir.

    Türkçe Form: Ülkemizde bu gözlem ölçeğinin Türkçe Formu, 20 otizmli çocuğun katıldığı bir ilaç araştırması çerçevesinde hazırlanmış; ancak otizmli çocuklarda gözlenen bazı davranışların ölçeğin 24 maddesi içinde yer almadığı görülerek yeni maddeler eklenmiş; böylece ölçeğin 46 maddeden oluşan Türkçe Formu elde edilmiştir. Ölçeğin doldurulması özgün formdaki gibi yapılmış, gözlem süreleri 10 ar saniyelik gözlem aralılarına bölünerek, her aralıkta en sık gözlenen davranış gözlem formuna kayıt edilmektedir. Tüm davranışlar dört grup altında ve olumlu / olumsuz davranışlar olarak kayıt edilmekte; böylece otizmli çocuğun davranışları, en fazla sergilenen davranışlar hakkında ayrıntılı bilgi edinilebilmektedir. Bu ölçeğin ileri çalışmalarda daha büyük gruplardan veri toplanarak tekrar kullanılması ve gözlemciler arası güvenirlik çalışmalarının tekrarlanması gerekmektedir.

    Turgay DSM-IV Kökenli Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Belirti Tarama Ölçeği (TurgayDSM-IV PDD Rating Scale: TRS)

    Turgay tarafından geliştirilen bu araç, DSM-IV ün ölçütlerini temel alan ve geniş bir belirti alanını tarayan bir değerlendirme aracıdır. Yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların anne babaları ya da öğretmenlerinden ölçeği doldurmaları istenmekte; 54 maddelik ölçekten elde edilen toplam puan arttıkça değerlendirilen çocuğun otizm olma riski ve sendromun derecesi artmaktadır. Klinisyen, anne babalar ya da öğretmen tarafından doldurulan formları kullanır, her maddeyi hem ebeveynlere sorarak hem de çocuğu gözlemleyerek değerlendirilir. Her madde 0-3 arasında derecelendirilmekte; ölçeğin herhangi bir kesim noktası bulunmamaktadır. Çeşitli ilaç araştırmalarında kullanılan ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları halen devam etmektedir.

    Otizm Sosyal Beceri Profili (The Autism Social Skills Profile:ASSP)

    Otizm Sosyal Beceri Profili (OSBP), otizmli çocukların sosyal beceri yetersizliklerini belirlemek ve bu yetersizliklere uygun müdahale programlarının geliştirilmesini sağlamak amacıyla Bellini ve Hopf (2007) tarafından geliştirilmiştir. Bir tanı aracı olmamasına karşın Türkçe Formunun bulunması ve Türkçe formun geçerlik güvenirlik çalışmalarının yapılmış olması nedeniyle OSBP'ne bu web portalında yer verilmiştir. Alanyazında sosyal becerileri değerlendirmek amacıyla birçok araç bulunmaktadır ancak, OSBP diğer sosyal beceri dereceleme ölçeklerine oranla içerdiği sosyal beceriler açısından daha kapsamlıdır ve özellikle otizmli çocukların sosyal beceri yetersizliklerine odaklanmaktadır.

    OSBP'de yer alan 45 madde 3 faktör altında toplanmıştır. Bu faktörler sosyal karşılıklılık, sosyal katılım/kaçınma ve zarar verici sosyal davranışlardır. Sosyal karşılıklılık, sosyal etkileşimlerin aktif olarak sürdürülmesine ve bakış açısı alabilme becerilerine ilişkin maddelerden oluşmakta; sosyal katılım/kaçınma alt ölçeği, sosyal katılım ve katılımın sonlandırılmasını ifade eden maddeleri içermektedir. Üçüncü alt ölçek olan zarar verici sosyal davranışlar ise doğrudan olumsuz akran ilişkilerine yol açan sosyal yönden uygun olmayan davranışları ifade eden maddelerden oluşmaktadır.

    Likert tipi dörtlü derecelendirme ile veri toplanan ölçekte her madde için "hiçbir zaman" seçeneği 1 puan, "bazen" seçeneği 2 puan, "sık sık" seçeneği 3 puan, "her zaman" seçeneği 4 puan ile değerlendirilmektedir. Ölçekte yer alan 12 madde (zarar verici sosyal davranışlar alt ölçeğinde yer alan maddelerin tümü) tersten puanlanmakta, "her zaman" seçeneği 1 puanla, "hiçbir zaman" seçeneği 4 puanla değerlendirilmektedir. OSBP'den alınan yüksek puanlar olumlu sosyal davranışlar ile sosyal işlevlerde yeterliliği, düşük puanlar ise sosyal işlevlerde yetersizliği göstermektedir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip 6-17 yaş arası 340 çocuk ve gencin anne-babalarından toplanan verilerle ölçeğin güvenirliği Cronbach Alfa katsayısıyla hesaplanmış ve ölçeğin iç tutarlığı α=.92 bulunmuştur. Faktörler için güvenirlik analizlerinin sonuçları ise sosyal karşılıklılık için α=.92, sosyal katılım/kaçınma için α=.89 ve zarar verici sosyal davranışlar için α=.84'tür. Test tekrar test güvenirliği için anne babalar ölçeği bir hafta arayla iki kez doldurmuşlar, test tekrar test güvenirliği tüm ölçek için .90, alt ölçekler için ise .89 (sosyal karşılıklılık), .86 (sosyal katılım/kaçınma) ve .84 (zarar verici sosyal davranışlar) olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda alt ölçeklerin birbiriyle ilişkisi düşük bulunmuş, yazarlar bu sonucu, alt ölçeklerin bağımsız olmasıyla açıklamışlardır.

    Türkçe Form: Demir 2009 yılında, yüksek lisans tezi kapsamında OSBP nin Türkçe formunu hazırlamış, 208 otizmli çocuk ve gencin anne-babaları tarafından değerlendirilmesi yoluyla elde edilen veriler ile OSBP'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını gerçekleştirmiştir. Öncelikle, OSBP'nin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla Temel Bileşenler Analizi yapılmış sonrasında Varimax Dik Döndürme Tekniği kullanılmış, analiz sonucuna göre ölçekte 41 madde yer almıştır. Varimax Dik Döndürme Tekniği sonucunda ölçeğin 3 faktörlü bir yapıya sahip olduğu, bu üç faktörün toplam varyansın .46'sını açıkladığı görülmüştür. Ölçeğin Türkçe formunda faktör analizi sonucunda ortaya çıkan faktörler özgün ölçekteki gibi Sosyal Karşılıklılık (SK), Sosyal Katılım/Kaçınma (SKK) ve Zarar Verici Sosyal Davranışlar (ZVSD) olarak isimlendirilmiştir. Faktörlerin birbiriyle ve toplam puanla ilişkilerine bakıldığında toplam puan ile faktör 1, faktör 2 ve faktör 3 arasındaki korelasyon katsayıları sırasıyla .81 (p<.01), .84 (p<.01) ve= -.07 (p>.05) bulunmuştur.

    Ölçeğin Türkçe formunun (OSBP-T) üç faktörlü yapısı doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile sınanmış; DFA sonucuna göre yapılan düzeltmeler ile OSBP ölçek yapısının toplanan verilerle ne derece uyum gösterdiğine ilişkin hesaplanan uyum indeksleri belirlenmiştir (γ2= 1476.29, p=.000, sd=773,γ2/sd= 1.90, RMR= 0.058, SRMR= 0.083, GFI= 0.74, AGFI= 0.71, CFI= 0.96, NNFI= 0.95, RMSEA=0.066). Analiz sonuçlarına göre ölçeğin Türkçe formuna ait bazı uyum istatistiklerinin düşük olmasına karşın OSBP'nin üç faktörlü yapısının genel olarak kullanılabilir ve geçerli bir model olduğu söylenebilir.

    Ölçeğin ölçüt geçerliğine bakmak amacıyla ölçekten otizmli çocukların aldığı puan ortalamalarının zihin engelli çocukların puan ortalamalarıyla karşılaştırılmış zihin engelli 60 çocuk ve genç ile araştırmada yer alan 232 otizmli çocuk ve gencin sosyal becerileri öğretmenler tarafından OSBP-T kullanılarak değerlendirilmiştir. Mann Whitney U-testi kullanılarak yapılan analiz sonucunda, OSBP- nin otizmli çocuklar ile zihin engelli çocukları ayırt ettiği bulunmuştur. Buna göre, ZE çocuk ve gençlerin OSBP-T puanları, otizmli çocuk ve gençlerin puan ortalamalarından anlamlı düzeyde yüksektir. OSBP-T den elde edilen puanlar ile benzer yapıları ölçen Sosyal Beceri Dereceleme Sistemi-Ebeveyn Formu (SBDS-EF) ile toplanan verilerden elde edilen puanların ilişkisi incelenmiş; çalışma grubunda yer alan 208 otizmli çocuk ve gencin anne-babaları SBDS-EF'yi de çocukları için doldurmuşlardır. Böylece çocuk ve gençlerin her iki ölçekten ve alt ölçeklerinden aldıkları puanlar arasındaki korelasyon katsayıları hesaplanmış ve sonuçta OSBP-T ile SBDS-EF ölçeklerinden elde edilen toplam puanların orta derecede ilişkili olduğu bulunmuştur.

    OSBP nin Türkçe formu için yapılan güvenirlik çalışmaları için 208 otizmli çocuk ve gencin anne ve babaları tarafından değerlendirilmesi sonucunda elde edilen veriler analiz edilerek ölçeğin iç tutarlılığı araştırılmıştır. Analiz sonucuna göre, toplam puan için Cronbach Alfa katsayısının .84 olduğu, alt ölçekler için ise oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Demir, OSBP-T nin özellikle yüksek işlevli otizmli çocukların / gençlerin sosyal becerilerini değerlendirmek amacıyla kullanılabileceğini açıklamıştır.

  10. #10
    3- Tanıya Dayalı Değerlendirme ve Eğitim Amaçlı Değerlendirme

    Bir çocuk yaygın gelişimsel bozukluklardan herhangi biri için risk grubunda kabul edildiği zaman, bir başka deyişle öğretmen, anne baba ya da bakan kişi / kişiler otizm belirtilerinden herhangi birini gözlediği zaman tanı konulabilmesi için mutlaka Çocuk Ruh Sağlığı / Çocuk Psikiyatrisi bölümlerine götürülmelidir. Anne babaya tanı koyma süreci ve tanı sürecinde yapılacaklar açıklanmalı, gözlenen belirtilerin otizm ya da diğer yaygın gelişimsel bozuklukların göstergesi olup olmadığının tanı süreci sonunda belirlenebileceği söylenmelidir. Tanı koyma amacıyla yapılan değerlendirme doktorlar, psikologlar ve psikiyatristlerden oluşan bir ekip tarafından tarafından gerçekleştirilir. Ülkemizde tanı genellikle DSM-IV-TR tanı sistemi kullanılarak çocuk ruh sağlığı uzmanları tarafından konulmaktadır.

    Milli Eğitim Bakanlığı (2009) tarafından hazırlanan Özel Eğitim Yönetmeliği otistik bireyi "sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim, ilgi ve etkinliklerdeki sınırlılıkları erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bu özellikleri nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan birey" olarak tanımlamaktadır. Aynı yönetmelikte otizmli çocuklar için açılan eğitim kurumlarına yer verilmekte; ilköğretim programlarının amaçlarını gerçekleştiremeyecek durumdaki otizmli bireyler için bireysel eğitimin sağlandığı özel eğitim kurumlarında eğitim alması öngörülmektedir. Bu nedenle otizm tanısı alan çocuğun özel eğitim okuluna devam edip etmemesi kararı eğitim amaçlı değerlendirme sonucunda alınır. Eğitim amaçlı değerlendirme, tanıya dayalı değerlendirme gibi çocuğun görme ve işitmesini, bilişsel özelliklerini, dil ve konuşma özelliklerini, uyumsal davranışlarını, gelişimsel öyküsünü kapsayabilir. Ayrıca çocuğun davranışlarının ev ve okul ortamında gözlemlenmesi de eğitime ilişkin kararlar alınmasını kolaylaştırır.

    Değerlendirme sonucunda çocuğun öğrenmeye ilişkin performansı hakkında bilgi toplanarak bir sonraki aşama olan müdahale planı hazırlanır. Bu aşamada çocukların gelişimlerinin her alanda eşit olmadığı, farklı gelişim alanlarında farklı düzeylerde performans gösterebilecekleri unutulmamalıdır. Çocuğun iletişim yetersizlikleri, diğerleri ile sosyal etkileşimi ve davranışlarının, müdahale programının içeriğini etkileyeceği göz önüne alınmalıdır. Müdahale yeni beceriler kazandırmayı, zayıf / yetersiz olan becerileri güçlendirmeyi, çocuğun ilgilerinden yararlanmayı, anne babalarla işbirliğini, çocuğun gelişimine uygun hedefler, materyaller ve etkinlikleri içermeli ve çocuğun bağımsızlığını artırabilmek için gerekl olan işlevsel becerileri kazandırmayı hedeflemelidir. Müdahale programına katılan çocuk, genel eğitim okulu ya da özel eğitim okulu öğrencisi olsun, izlenir, böylece müdahalenin çocuğun gelişimi ve davranışları üzerindeki etkileri incelenir.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •