5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Otizm Nedir?

  1. #1

    Otizm Nedir?

    1- Otizm Nedir?

    Otizm, bireylerin sosyal etkileşim, iletişim ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyen yaygın gelişimsel bir bozukluktur. İlk kez 1943'te, Amerika'da John Hopkins Üniversitesi'nde çalışan Amerikalı çocuk psikiyatristi Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. Kanner, çalıştığı 11 çocuğun üç ortak özelliği olduğunu gözlemlemiştir. Birinci özellik çocukların hiçbirinin çevrelerindeki bireylerle ilişki kuramamalarıdır. İkinci özellik davranışları engellendiği, çevrelerinde ve günlük yaşamlarında herhangi bir değişiklik olduğu zaman mutsuz olmaları ve tepki vermeleridir. Üçüncü özellik ise çocukların bazılarının hiç konuşmaması ya da konuşabilseler bile konuşmayı iletişim amaçlı kullanmamalarıdır. Ayrıca bu çocukların hepsi sağlıklı ve zeki görünen güzel çocuklardır, çok iyi hafıza becerileri bulunmakta, isimleri, müzik ya da resimleri şaşırtıcı derecede iyi hatırlamaktadırlar. Çocukların temel ve ortak özelliğinin sosyal içe kapanıklık olduğunu gözlemleyen Kanner, Yunanca autos (kendi) sözcüğünü temel alarak otizm sözcüğünü kullanmış ve bu bozukluğu "erken çocukluk otizmi" olarak adlandırmıştır. Kanner' den sonra otizmin tanımı genişletilmiş, farklı tanımlar yapılmış ancak bu üç temel özellik tanımlarda yerini korumuştur.

    Kanner'dan bir yıl sonra Avusturya'lı çocuk doktoru Hans Asperger bir grup çocuğun tek yönlü iletişim, diğerlerine empati gösterememe ve bir konuda yoğun ve sınırlı ilgi gibi ortak özellikleri olduğunu fark etmiş, bu çocukları tanımlamak için "otistik psikopati" terimini kullanmıştır. İkinci Dünya savaşı döneminde Almanca olarak yayınladığı otistik psikopatiyi açıklayan makalesi 1991 yılında Uta Frith tarafından İngilizceye çevrilen Asperger'in tanımladığı bozukluk günümüzde kendi adıyla anılmakta, Asperger sendromu otizm ile aynı grupta yer alan, ancak otizmden farklı bir bozukluk olarak kabul edilmektedir.

  2. #2
    Günümüzde, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından geliştirilmiş olan Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Sistemi (ICD-10) ve Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından geliştirilen, kısaca DSM IV olarak bilinen Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Kitabı'nda otizmli çocukların özellikleri tanımlanmaktadır. ICD-10 ve DSM IV'e göre otizm, yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB) kategorisinde, zihinsel engel ve özel gelişimsel bozukluklar kategorileri arasında yer almaktadır. YGB (otistik spektrum bozukluğu olarak ta adlandırılmaktadır) içerisinde Asperger Sendromu, Rett Sendromu, çocukluk dezentegratif bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk ve otizm olmak üzere 5 ayrı gelişimsel bozukluk yer almakta, bu bozuklukların ortak özellikleri bilişsel, dil, sosyal ve motor becerileri kazanmadaki güçlükler olarak tanımlanmaktadır (Peeters, 1995).

    Otizmle aynı kategoride yer alan beş gelişimsel bozukluğun özellikleri aşağıda kısaca açıklanmıştır:

    Otizm, üzerinde en çok çalışılan yaygın gelişimsel bozukluktur. Sosyal etkileşim ve iletişimde yetersizlikler ile sınırlı ilgiler ve yinelenen davranışlar temel özellikleri olarak kabul edilir. Bu alanlardan en az birisinde üç yaştan önce belirtilerle ortaya çıkar. Konuşmada gecikme ya da zihinsel yetersizlik ile birlikte ortaya çıkabilir. Zihinsel yetersizliği olmayan otizmli bireyler yüksek işlevli bireyler olarak tanımlanır.

    Asperger sendromu, bir tür yaygın gelişimsel bozukluktur. Otizmden daha geç yaşta, genellikle 3-5 yaştan sonra ortaya çıkar. Sosyal özellikler ve sınırlı ilgiler açısından otizme benzer ancak aspergerli bireylerde konuşmada gecikme gözlenmez; iletişim, öz bakım ve zihinsel becerilerde de yetersizlik yoktur. Bazı bireylerin çok geniş sözcük dağarcıkları vardır ve ilgilendikleri bir konuda çok uzun zaman konuşabilirler. Ancak, sözel olmayan iletişim becerilerinde yetersizlik görülür, sözel olmayan mesajları anlama ve kullanmada güçlük çekerler. Birçok uzman ve anne baba, daha az etiketleyici olduğunu düşünerek, asperger terimini otizm yerine kullanmayı tercih eder.

    Rett sendromu çok seyrek olarak ortaya çıkan YGB'nin daha ağır olan türüdür ve genetik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Bazı davranışlara ilişkin ortak özellikleri nedeniyle YGB içinde yer alan bu sendrom, genellikle kızlarda görülür. Sendrom, 6-12. aylarda normal gelişim sonrasında, var olan motor ve iletişim becerilerinde ani kayıplar olması ile tanımlanır. Rett senderomu genellikle zihinsel engel ile birlikte ortaya çıkar.

    Çocukluk dezentegratif bozukluğu (ÇDB), iletişim, sosyal etkileşim, ilgiler ve etkinliklerdeki sınırlılıklar açısından otizme benzeyen, 2 yıl normal gelişimden sonra ortaya çıkan bir YGB tur. 2 yaştan sonra, önceden kazanılmış tuvalet kontrolu, uyumsal davranışlar motor ve iletişim becerileri ile oyun becerileri kaybolur. Otizmde temel yetersizlik sosyal etkileşim alanında iken ÇDB da iletişim alanındadır. ÇDB, çocuğun gelişimini otizmden daha ağır düzeyde etkiler.

    Atipik otizm (başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk) ise YGB altında yer alan bozuklukların bazı ölçütlerini karşılayan ama herhangi birinin tüm ölçütlerini karşılayamayan çocuklara tanı koymak amacıyla kullanılan bir terimdir. Atipik otizm için net ve açık ölçütler yoktur, ancak Asperger sendromu ve atipik otizm tanısı konan çocukların güçlükleri benzerdir, her iki grubun güçlükleri otizmli çocuklardan daha hafif düzeydedir.

  3. #3
    Sıklık ve yaygınlık:

    Yaygın gelişimsel bozukluklar en yaygın görülen gelişimsel bozukluklardır. Amerika'da çalışan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin çalışmalarına göre ortalama 150 çocuktan birisi (ortalama %0.67) yaygın gelişimsel bozukluklar tanısı almaktadır. Diğer taraftan, Fombonne tarafından 2006 yılında yapılan iki çalışmaya göre yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların yaygınlığı 10.000 de 60 tır ki (%0.6) bu oran Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin verileri ile uyumludur.

    Son yıllarda yaygın gelişimsel bozukluklar ile otizmin yaygınlığının ve görülme sıklığının her yıl artıp artmadığı tartışılmaktadır, ancak bu konuda henüz net bir sonuca ulaşılmamıştır. Son 40 yıldır elde edilen veriler gözden geçirildiğinde, Amerika'da 1966-1993 yılları arasında yayınlanmış olan çalışmaların verilerin ortalamasına göre otizmin yaygınlığı 10.000 de 4.7, 1994-2004 yılları arasında yayınlanmış çalışmaların verilerine göre ise 10.000 de 12.7 dir. Ancak araştırmacılar otizmin sıklığındaki bu artışın tanı ölçütleri ile özel eğitime ilişkin politikalardaki ve hizmetlerdeki değişmelere bağlı olarak ortaya çıkmış olabileceğini savunmaktadırlar.

    Tohum Otizm Vakfı tarafından hazırlanan Otizm Raporuna göre son yapılan yaygınlık araştırmaları, otizm spektrum bozukluklarının ilkokul yaş grubundaki yaygınlığının İngiltere'de 100 çocukta bir, ABD'de 150 çocukta bir, Avustralya'da ise 160 çocukta bir olduğunu göstermektedir. Ayrıca, daha kapsamlı veri toplama çalışmalarının yürütüldüğü ABD ve Avustralya'da, veri toplanan bölgeler arasında çeşitli farklılıklara rastlanmıştır. Farklı ülkelerde araştırmaya dahil edilen otizm spektrum bozuklukları farklılaştığı için ülkeler arası karşılaştırma yapmak zor olmakla birlikte, otizm spektrum bozukluklarının günümüzde yaklaşık olarak her 150 çocuktan birini etkilediği kabul edilmektedir.

    Aynı Vakıf tarafından 2008 yılında Adana, Bursa, Gaziantep, İzmir ve Kocaeli illerinde yürütülen tarama çalışmasında, yaşları 18–36 ay arasında olan yaklaşık 45.000 çocuk, otizm spektrum bozukluğu riski açısından değerlendirilmiştir. İki aşamalı olarak yürütülen değerlendirme sürecinde, M-CHAT (Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği/Modified Checklist for Autism in Toddlers) ve (Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği/Checklist for Autism in Toddlers) ölçekleri kullanılarak veri toplanmıştır. Her iki değerlendirme sonucunda otizm açısından yüksek ya da orta düzeyde risk grubunda olduğu belirlenen çocukların oranının 170'de bir olduğu; bu oranın ABD'de belirlenen 150'de bir ve Avustralya'da belirlenen 160'da bir oranlarına oldukça yakın olduğu görülmüştür. Ancak, ABD ve Avustralya'da yürütülen çalışmalarda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış olan okul çağı çocuklarının akranları arasındaki oranları saptanmış; bu projede ise 18–36 aylar arasındaki çocukların otizm spektrum bozukluğu riski taşıma olasılıkları ortaya konmuştur.

    Otizm erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülmekte; kız / erkek oranının genellikle 1/4 olduğu kabul edilmektedir. Asperger Sendromu ve yüksek işlevli otizmli çocuklar için kız / erkek oranının daha da yüksek olduğu, bu oranın 1/6 ile 1/15 arasında değiştiği bilinmektedir.

  4. #4
    Otizmle birlikte ortaya çıkma eğilimi olan tıbbi durumlar

    Aşağıda kısaca özetlenen tıbbi durumların, grubun yaklaşık %10-% 37 sinde görülebileceği kabul edilmektedir.

    Fenilketinüri (FKÜ): Bir metabolizma hastalığı olan FKÜ kandaki fenilalanin parçalanamaması nedeniyle birikmesi sonucunda ortaya çıkar ve bebeğin beyin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Hastalığın tanısı, yeni doğan bebeklerin doğumdan hemen sonra bebekten alınan kanın test edilmesiyle konur. FKÜ tanısı alan çocukların fenilalaninsiz diyet ile beslenmesi gereklidir. FKÜ'nün otizme yol açan nedenlerden birisi olduğu kabul edilmekle birlikte otizm ve FKÜ tanısı alan hastaların yaygınlığı oldukça azdır.

    Fragile X: Cinsiyet kromozomundaki DNA molekülündeki anomaliye bağlı olarak ortaya çıkan Fragile X sendromu, zihin engeline yol açan nedenlerden birisidir. Fragile X tanısı alan çocukların %15-%33 ünün aynı zamanda otizmli de oldukları bilinmektedir. Otizmli çocuklar gibi ışığa, sese, koku gibi duyusal uyaranlara karşı aşırı duyarlı olan bu çocuklarda ellerini sallama, göz kontağından kaçınma, ellerini ısırma, utangaçlık, ve dokunulmaya tepki verme gibi davranış özellikleri görülür. Bu özellikler otizmin özelliklerine benzese de fragile X tanısı alan bir çok çocuk sosyal etkileşime istekli olmaktadır ve bu nedenle otizm ölçütlerini karşılamamaktadır. Otizmli çocuklara tanı koyma sürecinde kan testi yapılarak fragile X sendromu'nun olup olmadığı belirlenir.

    Tuberous sklerosis (TS): Nadir görülen bir hastalık olan tüberosklerosis, beyin, böbrekler, kalp, gözler ciğerler ve deri gibi hayati organlarda tümörlere yol açar ve merkezi sinir sistemini etkiler. TS nin tümörlerin yanı sıra bilinen belirtileri nöbetler, zihinsel yetersizlik, davranış problemleri ve deride farklılıklar olarak söylenebilir. TS tanısı almış olan bireylerin yaklaşık % 40-45 i otizm tanısı alabilir. Otizm tanısı almış bireylerin ise yaklaşık %14 ünde TS ortaya çıkabilir. Araştırmacılar TS ve otizmin neden ilişkili olduğu konusunda emin değildirler ancak TS geninin otizmin ortaya çıkmasına neden olabileceği düşünülmektedir.

    Landau-Kleffner sendromu (LKS): Oldukça seyrek olarak ortaya çıkan LKS olan çocukların beyin EEG lerinde anormal beyin aktiviteleri gözlenir. Çocuklar 3-7 yaşına kadar normal gelişirler ancak bu dönemde konuşulan dili anlama ve kullanmada gözlenen güçlükler ortaya çıkar. Bir başka deyişle çocuklar ortada bir sebep olmaksızın kendilerine söyleneni anlamada güçlük yaşarlar. Aşırı hareketlilik, kaygı, saldırgan davranışlar ve depresyon bu çocuklarda gözlenen özelliklerdir. LKS li çocukların yaklaşık %80 inde epileptik nöbetler gözlenir. LKS tek başına ya da otizmle, özellikle çocukluk dezentegratif bozukluğu ile ortaya çıkar. Nedeni bilinmeyen LKS ye birden fazla faktörün yol açtığı düşünülmekte, olabildiğince erken tanı konması ile bazı çocuklar için tedavi şansı olabilmektedir. LKS tanısı olan çocuklar yanlışlıkla otizm tanısı alabilmektedirler.

  5. #5
    Otizme yol açan nedenler

    Kanner'in otizmi tanıladığı 1940 lardan sonra otizme ilişkin bilgilerimiz çok arttı ve otizmli bireyleri daha iyi anlamaya başladık. Ancak hala otizme ilişkin bilmediğimiz birçok şey bulunmaktadır. Otizm ile çeşitli faktörlerin ilişkili olup olmadığı araştırılmış, hangi faktörlerin otizmin ortaya çıkışında daha etkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Günümüzde, otizm nörolojik temelli gelişimsel bir bozukluk olarak kabul edilmekte; farklı faktörlerin otizmin ortaya çıkmasında önemli rol oynadığı ve otizmli çocukların %10 undan daha azı için otizme yol açan nedenin belirlenebildiği açıklanmaktadır. Araştırmacılar, otizmin tek bir nedeni olmadığını, birden çok faktörün birbiri ile etkileşerek karmaşık bir bozukluk olan otizme yol açtığını kabul etmektedirler. Aşağıda otizme yol açtığı ya da otizmle ilişkili olduğu en çok tartışılan nedenler kısaca açıklanmıştır.

    Genetik nedenler: Genetik bulgular oldukça fazla olmasına karşın, genetik yapının otizmdeki gerçek rolü henüz açık ve net değildir. Ancak araştırmalarda genetik faktörlerin otizmde önemli bir oynadığı gösterilmiştir. Bir çalışmada aynı cinsiyetten 21 ikiz kardeş ile çalışılmış; 11 tek yumurta ikizinden dördünün birinde otistik özellikler görüldüğü, ayrı yumurta ikizlerinde ise bu durumun gözlenmediği açıklanmıştır. Ancak tek yumurta ikizlerinin diğerinde, otistik tanısı almasa bile, ciddi bilişsel bozukluklar gözlendiği belirtilmektedir. Otizmli kardeşi olan çocukların %3-8 inde otizmli olma olasılığı bulunmakta; bunun genel populasyonun iki katı olduğu açıklanmaktadır. Otizmli bir çocuğun tek yumurta ikizinde otizm görülme olasılığı % 60 tır. Tek yumurta ikizi olmayan ikizlerde bir kardeşte otizm spektrum bozukluğu (yaygın gelişimsel bozukluk) olduğu zaman diğer kardeşte te YGB görülme olasılığı % 5 olarak kabul edilmektedir. Eğer bir ailede 2 çocukta YGB varsa, bir sonraki çocukta otizm ortaya çıkma olasılığı %8 artmaktadır. Otizm ve genetik özellikler ilişkisi birçok araştırmacı tarafından incelenmekte; otizm ve YGB ile ilişkisi olan genlere ilişkin bilgimiz gittikçe daha da artmaktadır. Genetik araştırmalardan elde edilen bilgiler, otizme birkaç genin katkıda bulunduğunu, çevresel faktörlerin de varolan yapıda değişikliklere yol açabileceğini göstermektedir.

    Beyin gelişimi, yapısı ve işlevleri: Otizmin nedenlerini araştıran araştırmacılar, otizmli bireylerin beyin yapılarının, işlevlerinin ve gelişiminin diğer bireylerinden farklı olup olmadığını açıklamaya çalışmaktadırlar. Örneğin normal çocuklarla YGB olan çocukların beyinlerini karşılaştıran araştırmaların sonuçları, otizmli bireylerin beyinlerinin frontal (ön) bölge, limbik bölge ve beyincikteki bazı farklılıkların otizmli bireylerde gözlenen duygular, sosyal etkileşim ve taklit becerilerindeki farklılıklara yol açtığı düşünülmektedir. Frontal lob, üst düzey işlevler olarak isimlendirilen; bireyin yeni durum ve ortamlarda davranışlarını kontrol etmesi olarak açıklanan işlevlerle ilgilidir ve bu lobta görülen herhangi bir farklılık, otistik çocuklarda gözlenen yineleyici ve takıntılı davranışları açıklamaktadır. Dil, planlama, sosyal ipuçlarını değerlendirebilme işlevleri frontal lob ile ilgili iken, otizmin yüz ifadelerinde sınırlılık, sese ve dokunmaya aşırı duyarlılık, uyku bozuklukları gibi bazı özelliklerin de beyincik ve beyin sapı ile ilgili olduğu açıklanmaktadır. Benzer şekilde beynin bazı bölgelerindeki hücreler arasındaki farklı etkileşim örüntülerinin, otizmli bireylerde sıklıkla ortaya çıkan bilgi işlemeye ilişkin güçlüklerle ilişkili olabileceği kabul edilmektedir. Otizmle beynin yapısı arasındaki ilişkileri inceleyen araştırmalar devam etmektedir.

    Anne babaların çocuk yetiştirme stilleri: Birçok anne baba, çocuklarının otistik özelliklerinin kendi davranışları, aile özellikleri, çocuk yetiştirme stilleri ile ilgili olup olmadığını merak etmektedir. 1960 lı yıllarda ilk tanı konan çocukların çoğunun üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin çocukları olması, o yıllarda otizme yol açan nedenlerin ailelerden kaynaklandığını, özellikle annelerin çocuklarına yönelik soğuk ve uzak olmasının çocukta otizme yol açtığını düşündürmüştür. Bettelheim (1967), annelerin çocuklarını reddetmeleri ile çocukların içine kapandığını, bu nedenle otistik davranışlar sergilediklerini açıklamış; bu yıllarda "buzdolabı anneler" terimi otizmde annelerin rolünü vurgulamak için kullanılmıştır. Ancak anne babaların otistik çocuklarına diğer çocuklarından farklı davrandıklarını gösteren hiçbir bulgu elde edilememiştir. Otizmin nedenlerini anne babalara atfeden bu yaklaşım doğru olmadığı gibi, çocuk ve anne babalara zarar vermiştir. Birçok eğitim ya da tedavi programının aktif anne baba katılımı gerektirmesine karşın, anne babalar kendilerini çocuklarının problemleri nedeni ile suçlu hissederek sürekli olarak kendilerini savunmak zorunda kalmışlar ve eğitim ve tedavi programlarında etkili olamamışlardır. 1960-1970 li yıllarda otizmin anne babaların özellikleri ile ilişkili olmadığı ve otizme biyolojik nedenlerin yol açtığına ilişkin bulgular ortaya çıkmaya başlamıştır.

    Aşılar: Otizme yol açan nedenler arasında en fazla çevresel faktörlere ilişkin spekülasyonlar yapılmaktadır. Son yıllarda özellikle içinde civa bulunan kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşılarının çocuklarda otizme yol açtığı konusunda oldukça ciddi tartışmalar yapılmaktadır. Farklı ülkelerden toplanan verilerle yürütülen araştırmaların sonuçları çocuklara yapılan bu aşıların otizme yol açan nedensel bir faktör olmadığını göstermiştir. Ancak, uzmanlar çok az sayıda otizmli çocuk için civa içeren aşıların otizmin ortaya çıkmasına etki eden bir faktör olabileceği düşüncesini red etmemektedirler.

    Risk faktörleri: Net olarak belirlenememiş olsa da bazı risk faktörlerinin otizmin görülme sıklığını artırıp artırmadığı tartışılmaktadır. Hamilelik sırasında anneye yapılan aşılar, ilaç kullanımı, ultrasona maruz kalma, kızamıkçık, HIV, Alman kızamığı ve alkol kullanımının otizm riskini artırabileceği düşünülmektedir. Bunların yanısıra belli yiyeceklerle otizmin ilişkisi de araştırılmış; gluten-kazaeinsiz diyetin çocuğun davranışlarında ve sindirim sistemi problemlerinde iyileşme olduğu, diyet yapan çocukların davranış ve bilişsel becerilerinde az da olsa iyileşme olduğu görülmüştür.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Otizm İnsan Zihninin Evrimi Mi?
    By joyhbuber in forum Otizm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.04.2015, 14:51
  2. Otizm - Benim Adım Nathan
    By joyhbuber in forum Otizm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.04.2015, 16:04
  3. Otizm hakkında bilgilendirme videosu
    By joyhbuber in forum Otizm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.04.2015, 14:30
  4. Otizm' de takıntılı davranış nedir?
    By joyhbuber in forum Otizm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.03.2015, 19:03
  5. Duyu sistemleri ve otizm
    By joyhbuber in forum Otizm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.01.2015, 16:15

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •