Sayfa 7/7 İlkİlk ... 567
66 sonuçtan 61 ile 66 arası

Konu: yaşama dair hikayeler...

  1. #61

    Gelin Kaynana

    "Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kotu ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor: 'Onu mutlaka zehirlemeliyim ama bana öyle bir zehir ver ki, kimse fark etmesin'
    Yaşlı aktar geline bir toz vermiş. 'Bunu her gün yemeğine çok az karıştır, fakat aranı çok düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin' demiş. Kızgın gelin kaynanasının her yemeğine muntazam o beyaz tozdan karıştırıp, bir ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmaya başlamış.
    Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin: 'Bu zehrin panzehirini istiyorum. Zehirlediği mi anlamasın diye kayınvalideme farklı davranmaya, gülümsemeye ve saygı göstermeye başladım. Bu sefer onun da bana tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu. Simdi benim en iyi dostum. Onun ölmesine müsaade edemem.' Yaşlı aktar cevap vermiş: 'Panzehire ihtiyaç yok. Sana verdiğim zehir sadece tuzdu. O bir parça tuz, bugüne kadar kaç insanin arasını düzeltti anlatamam."İsim:  11924753_515790105244657_4407077726044800200_n.jpg
Görüntüleme: 43
Büyüklük:  20.2 KB (Kilobyte)
    Mutfak Perisi

  2. #62

    Üyelik tarihi
    16.08.2014
    Yer
    KONYA /ÇUMRA
    Mesajlar
    402
    MUTLAKA OKU!!!
    Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için
    sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil
    çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali
    hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet
    zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı.
    Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor,
    bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

    Öğretmeni, onun bu halini fark etti:

    - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

    Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

    - Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
    - Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
    - Ahmet arkadaşımız var ya...
    - Evet, ne olmuş Ahmet'e?
    - Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi
    şeyler koymuyor.
    - Eee?
    - Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse
    üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz
    de ona verseniz?

    Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine
    koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.
    Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu
    pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi
    niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna
    rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini
    istemiyordu.

    Nurhan Öğretmen:

    - Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz
    pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
    - Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş
    bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
    - Nerede çalışıyorsun?
    - Simit satıyorum.

    Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi
    şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir
    çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.
    Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

    Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:

    - Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
    - Çok zengin bir işadamı...
    - Niçin?
    - İnsanlara daha çok yardım etmek için...

    - Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin
    durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil.
    İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim
    edersin. Olmaz mı?
    - Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
    - Neden olmaz?
    - Üç sebepten dolayı olmaz.

    Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni
    insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok
    simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit
    satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp
    güvercinlere veriyor.

    İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı
    öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu
    zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin
    olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.

    Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak
    istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

    Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

    - Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
    - Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,
    ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan
    fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor.
    Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası
    kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e
    girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?

    Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken
    Ali'yi evine yolladı.

    Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak
    için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde
    kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları
    eline aldı.

    Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en
    kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu
    paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT
    paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak
    istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

    Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif
    edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak
    yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı... Ağladı... Ağladı.

    Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp
    okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti
    satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye
    Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne
    dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin
    şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti

    Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi
    değilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına
    bırakın.

    Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.

    Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.
    Yeter ki boş durmayın!

    " Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir
    Düşündüren Bilgilendiren

  3. #63

    Karınızın dudaklarında bin erkek dudağı....

    Alıntı (bu ince düşünceyi lütfen okuyalım arkadaşlar
    Karınızın dudaklarında bin erkek dudağı....
    Bizzat yaşadığım bir olaydı. Bir akşam Ortaköy'de bir grup arkadaşımla akşam yemeğinde bulunmuştuk. Masada tanımadığım 25 yaşlarında, sonradan psikolog olduğu öğrendiğim bir erkekte vardı. Masa kalabalık bayan erkek bir gruptuk. Birden bu zat dün gece konferans için gittiği bir kentte bir Rus kadını ile geçirdiği geceyi anlatmaya başladı. Önce anlam veremedim fakat parmağındaki evlilik yüzüğünü görünce iyice şaşırdım. Ağzının suyu aka aka anlatmaya devam ederken dayanamayıp sözünü kestim. Dedim ki "o rus kadınla öpüştünüz mü ?" Cevap "tabiki hemde tüm gece" iyice çıldırmıştım ve masada ki son söz benim oldu
    "beyefendi size evli iken nasıl böyle bir şey yaptınız gibi bir şey deme hakkım yok ancak merak ettiğim o rus hayat kadını sizden önce binlerce erkekle öpüştü siz utanmadınız mı onca erkeğin dudaklarını o rusun dudaklarından alıp karınızın dudaklarına götürmeye"
    Mutfak Perisi

  4. #64

    Okunmaya değer bir hikaye.mutlaka okuyun...

    OKUNMAYA DEĞER BİR HİKAYE.MUTLAKA OKUYUN...

    Bir yolcu gemisi yolculuk esnasında kopan bir fırtınada batar ve içindekilerden sadece iki adam küçük ve ıssız bir adaya yüzmeyi başarırlar.

    Ne yapacaklarını bilemeyen bu iki kazazede Allah'a yalvarmaktan başka çarelerinin olmadığına karar verirler. Fakat kimin duasının daha güçlü olduğunu anlamak için adayı ikiye bölmeye karar verirler ve adada karşılıklı olarak yaşamaya başlarlar.

    İlk diledikleri şey yiyecektir. Ertesi sabah, birinci adam kendi tarafında dalları meyve dolu bir ağaç bulur ve ağacın meyvelerinden yer. Diğer adamın alanı ise hala çoraktır!

    Bir hafta sonra, birinci adam yalnız olduğu için kendisine bir eş diler. Ertesi gün bir kadın yüzerek birinci adamın tarafına gelir. Diğer tarafta yine hiçbir şey yoktur!

    Hemen sonra birinci adam bir ev, giysiler ve daha fazla yiyecek diler. Sihirli bir değnek değmişçesine tüm istedikleri kendisine verilir. Fakat ikinci adam hala hiçbir şeye sahip olamamıştır!

    En sonunda birinci adam bir gemi diler böylece karısıyla birlikte adayı terk edebilecektir. Sabahleyin kendi tarafına demirlenmiş bir gemi bulur. Birinci adam karısıyla birlikte gemiye biner ve ikinci adamı adada bırakmaya karar verir. Onun hiç bir dileği gerçekleşmediği için Allah'ın nimetlerine layık biri olmadığını düşünür.

    Gemi kalkmak üzereyken birinci adam cennetten yankılanan bir ses duyar, "Neden arkadaşını adada bırakıyorsun?"

    "Bana gönderilen nimetler sadece bana aittir çünkü onlar için ben dua ettim," diye cevap verir birinci adam. "Onun duaları kabul edilmedi o yüzden o hiçbir şeyi hak etmiyor."

    "Yanılıyorsun!" diye azarlar ses birinci adamı. "Onun sadece tek bir dileği vardı ve kabul ettim. Eğer etmeseydim sen gönderdiğim nimetlerin hiç birine sahip olamazdın."

    "Allah'ım ne olur söyle bana" dedi birinci adam, "Ne diledi de ona minnettar olmam gerekiyor?"

    "Senin tüm dileklerinin gerçek olmasını diledi."

    Hepimizin bilmesi gerekir ki; Bize gönderilen nimetler sadece bizim dualarımızın sonucunda değil bizim için dua edenler sayesinde de gerçekleşir.

    Bu göz ardı edilemeyecek kadar güzel bir hikâye...

    Benim bugün sizin için duam, tüm dualarınızın gerçekleşmesidir.

    "Başkası için yaptığınız şeyler kendiniz için yaptıklarınızdan daha önemlidir."

    İsim:  10641256_821757187864038_8950639721416307836_n.jpg
Görüntüleme: 41
Büyüklük:  45.6 KB (Kilobyte)
    Mutfak Perisi

  5. #65

    Üyelik tarihi
    16.08.2014
    Yer
    KONYA /ÇUMRA
    Mesajlar
    402
    Çok güzel bir hikaye seninde tüm duaların kabul olsun canım..

  6. #66
    tüm dostlarımızın dileklerinin kabul olması duasıyla teşekürler DNZDNZ

Sayfa 7/7 İlkİlk ... 567

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. doğal yaşama kaçanlar
    By Rukiye Vural in forum Laf lafı Açıyor
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 08.12.2015, 10:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •