Pedagojik Tik ve Duygusal Onarım
Bir annenin çocuğuna vurması, mutlak manada bir şiddet midir?

El Cevap: Hayır…
Bazı eylemler şiddet içerikli görünse de şiddet olarak değerlendirilemez.

Pedagojide, bir davranışın şiddet olarak tanımlanabilmesi için, o davranışın “dürtü”süne bakılır. Dürtüsü “öfke, nefret, kızgınlık, bıkkınlık” gibi olumsuz duygular barındıran eylemler şiddet eylemidir. Dürtüsü şefkat kaynaklı “refleks” davranışlar şiddet görüntüsü barındırsa da şiddet değil, “pedagojik tik”tir.

Bir örnek verelim… Küçük bir çocuk, sıcak bir sobanın kenarında otururken, elini sobaya uzatsa… Eli yanmak üzere olan bu çocuğun annesi durumu son anda fark etse… Ani bir refleksle çocuğun eline vursa, bu vurma eylemi bir şiddet midir?

Cevabınızı duyar gibiyim, sanırım “hayır” diyorsunuz… Ancak bu sorunun cevabı o kadar basit değil.

Hem “evet şiddettir” hem de “hayır değildir” diyebilmemiz için o annenin bu davranışının duygusal kökenini görmemiz gerekir.

Şöyle ki: Eğer bu kişi “yeter, bıktım artık senin yaramazlıklarından” diyerek çocuğun eline vurmuşsa, bu vurma eyleminin “dürtüsü” bir “bıkkınlık” barındırdığı için “şiddet” eylemidir...

Ancak bu kişi “aman yavrum, elin yanacak.” diye çocuğa vurursa, bu vurma bir şiddet değil, “pedagojik tik”tir.

Ancak sorun şurada: Bir davranışın “şiddet” mi, “pedagojik tik” mi olduğunu anlamak için, kişinin kalbini yarıp içine giremeyeceğimize göre, bu ayrımı nasıl yapacağız?

Öyle ya, bir öğretmen, öğrencisine tokat attığında, çocuğun velisi “Neden çocuğuma şiddet uyguladınız?” diye sorsa, öğretmen de “O şiddet değil, pedagojik tik” idi derse ne olacak?

Bir eyleme pedagojik tik diyebilmemiz için, o eylemden sonra “duygusal onarım” gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılır.Duygusal onarımı olmayan davranışlar, pedagojik tik kabul edilemez...

Peki, duygusal onarım nedir?Yine soba örneğinden yola çıkacak olursak, çocuğu sobada yanmak üzere gören kişinin, “aman yavrum elin yanacak…” diye bir refleks hâlinde çocuğu kurtardıktan sonra, onun korktuğunu hissedip “Tamam, tamam, korkma bir şey yok.” diye sarılıp teselli etmeye çalışmasına “duygusal onarım” denir.

Duygusal onarımlar akli değil, fıtridir. Çocukla kurulmuş bir “bağlanmışlığın” ürünü olarak ortaya çıkar. İncitici bir eylemin duygusal acıya dönüşmemesi için şefkat kaynaklı “terapi” davranışıdır.

Pedagojik tik olmayan bir şiddet eyleminde durum farklıdır. Çocuğun eline “Bıktım artık senin bu yaramazlıklarından!” diye vuran kişi, vurma eyleminden sonra, acının duygulara inmemesi için bir çaba içine girmek yerine, genellikle “söylenmeye”, içinde birikmiş “geçmiş zaman kızgınlıklarını” boşaltmaya yönelir. Çocuğu teselli etmek yerine, kendini rahatlatmaya çalışır. Böylece çocuğun acısı fizikte başlar, duygulara doğru iner.

Pedagojide şiddet, duygusal acı verme eylemi olarak tanımlanır. Anne babasından tokat yiyen bir çocuk, yanakları acıdığı için değil, aşağılandığı için ağlar.

Son soru da şu olsun: Kökeni itibari ile olumsuz duygu barındıran bir şiddet eyleminden sonra, pişman olan bir anne baba, pedagojik tikte olduğu gibi duygusal onarım gerçekleştirmeye çalışsa işe yarar mı? El Cevap: Evet yarar.
O hâlde, anne babalar, öfkelerini kontrol edemeyip çocuklarına zarar verdiklerinde, kızgınlıklarını uzatıp küsmek, kenara çekilip söylenmek yerine duygularına güç yetirip onların hakkına girmiş olduklarını da hesap ederek sarılmaları, özür dilemeleri, çocukları ile “bağlarının kopmaması” için gerekli olduğu gibi, acının duygulara inmemesi için de üstün bir ebeveyn tutumudur.
Pedagog Adem Güneş