PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Al çocuğumu iyileştir



Rukiye Vural
24.02.2015, 13:08
12571

Son zamanlarda gittikçe artan bir sıklıkla çocuklarını okula ya da psikoterapiye getirip çocuğa dair sorumluluklarını devrettiğini düşünen aileler görüyorum. Sürecin başında anne ve baba ile çalışarak hallolabilecek bir sürü durumun varlığına rağmen anne ve babaların tutumu bir an önce çocukları ile çalışmaya başlanması üzerine oluyor. Bazı ebeveynler ilk görüşmeye yalnız gelmeyi bile reddeder haldeler.

Bu yaklaşım, çocuğun aileden bağımsız tutulduğu tıbbi bir bakış açısından kaynaklanıyor olabilir. Çocuk ateşlenirse doktora götürülür ve doktor ilaç yazar. İlacı çocuk belli bir süre içer ve zararlı mikrop veya virüsü vücudundan atarak iyileşir. Psikoloji söz konusu olduğunda ise durum pek böyle değildir. Okul öncesi dönemde çocuğa ait gibi görünen çoğu psikolojik problem anne ve babanın (ya da çocuğun etrafındaki anne-babaya eşdeğer kişilerin) çocuğa ve hatta hayata karşı bakış açıları ve tutumlarından kaynaklanır.

Çocuk bir hamur gibidir. Bazı hamurlar kolay şekil alır, bazıları sert, bazıları yumuşaktır. Çocuklar da farklı özellik eğilimleriyle dünyaya gelirler. Ancak hamuru şekillendirmek ebeveynin işidir. Diğer bir deyişle, bebek, doğduğu anda bomboş bir sayfa değildir, o da eğilimlerini ilk ilişkilerine sunar. Buna rağmen ilişki kurduğunda en esnek, en rahat şekillenen taraf bebektir, çünkü bebeğin hayatta kalmak için güvenebileceği ve ihtiyaçlarını iletebileceği bir yetişkinle temel düzeyde ilişkiye ihtiyacı vardır.

Ebeveyn ise bir yapboz parçası gibidir. O da çocuğu gibi bir hamur olarak doğmuştur, ancak bu günlere gelirken deneyimleri çerçevesinde şekillenmiş ve şu an bulunduğu hale gelerek pişmiştir. Artık kendine özgü bir şekli vardır ve bu şeklin değişmesi zordur. Her yapboz parçasının sadece bir parçaya uyması gibi, yetişkinler de sadece kendi yapısına ve ilişki tarzına uygun kişiler ile ilişkiye geçer. Yani her insan ilişkilerinde kendini tamamlayacak parçayı arar. Bu nedenledir ki yeni tanıdığımız bazı insanları yıllardır tanıyormuş gibi hissederiz. Bazı insanları ortada hiçbir geçerli sebep yokken sevemeyişimiz de aynı durumdan kaynaklanır.

Şimdi tekrar edelim: Bir bebek var, kolay şekillenen ve ilişkiye ihtiyaç duyan. Bir de ebeveyn, zor şekillenen ve sadece bazı özellikleri taşıyan parçalarla bütünleşebilen. Bu ikili bir araya geldiğinde ne olacağını tahmin edebiliriz: Ebeveyn, davranışlarıyla çoğunlukla farkında olmadan bebeği kendi ilişkilenebileceği hale doğru yönlendirir. Örneğin, anne depresif bir durumdaysa ve bebek sadece ağladığında annenin ilgisini çekebiliyorsa en küçük bir şey için ağlamak bebek için huy haline gelecektir.

Dolayısıyla, genetik eğilimleri bir kenara bırakırsak, evet pek hoş değil ve kabullenmesi kolay değil, ancak hem artıları, hem de eksileriyle çocuğunuz sizin eseriniz. Çocuğunuza şöyle bir bakın ve düşünün: Her gece sizin aranızda uyuyan 6 yaşındaki çocuğunuz neden kendi yatağına bir türlü geçemiyor? Neden okulda yemeklerini yiyen çocuğunuz evde hiçbir şey yemiyor? Neden çocuğunuz etrafındakileri yönetmek istiyor?

Bahsettiğimin çok ağır bir sorumluluk duygusu yüklediğinin bilincindeyim. Ancak önceki yazılarımdan birinde de belirttiğim gibi, önemli olan mükemmel değil yeterince iyi anne baba olmaktır. Mükemmel olmaya çalışırken eleştiri kabul edemez hale geliyor, bu nedenle çocuklarının ruh sağlığı için kendilerine düşen adımları atmaktan çekiniyor bazı ebeveynler. Ancak çözüm sorunun olduğu yerde. Anne ve babanın dahlinin ve yardımının olmadığı terapötik süreçler ne yazık ki çok yavaş ilerliyor, hatta bazen ilerlemiyor.

Çocuğun ruh sağlığı ve ilişkisel becerileri ne yazık ki bozulmuş bir makine ya da enfeksiyon kapmış bir organ gibi yaklaşabileceğimiz bir şey değildir. Çocukların mutlu hayatlar ve doyurucu ilişkiler yaşayabilmesi için ebeveynlere büyük görevler düşüyor. Bu görevlerden biri de çocuğun hayatına değen profesyonellerle işbirliği içinde olmak. Ve şu soruyu kendine sorabilmek: Çocuğumun sağlığı ve mutluluğu mu, yoksa benim ihtiyaçlarım, benim gururum mu?

Uzman Klinik Psikolog Nazlı Akay