PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Balik yemekleri



excseda
18.02.2015, 16:40
Sağlıklı beslenme açısından beyaz et; kaliteli protein, düşük yağ ve vitamin-mineral içeriği nedeniyle son derece iyi bir kaynaktır. Süt ve süt ürünleri olan hayvansal protein kaynakları beslenmemizde önemli yer tutar ve vücudun kısa zamanlı protein yetersizliklerini giderebilir. Ancak uzun zaman protein alınmazsa, yıkılan hücreler yenilenemezler. Bu sebeple, vücudumuzda proteinlerin oluşması yiyeceklerimizdeki protein oranına bağlıdır.Peki protein, vücudumuz için neden bu kadar önemli bir role sahiptir? protein, hücre yapısının temel organik maddesidir. Proteinsiz yaşam olmaz. Protein hücre yapımı ve çalışması için kullanılır. İşte bu yüzden protein; büyüme, gelişme, sağlıklı yaşama ve zeka gelişimi gibi insan hayatıyla ilgili her türlü olayda rol oynar.
Balık Eti
Herkes için yararlı olan A, B ve D vitaminleri bol miktarda bulunmaktadır. İçerdiği koruyucu yağ asidi ile kalp hastalarının sofralarından hiçbir zaman eksik etmemesi gereken bir besin kaynağıdır.
Ayrıca balık eti, kırmızı ete oranla daha az yağlıdır ve bazı özel yağ asitleri içermektedir. EPA ve DHA adı verilen bu özel asitler; et, süt, peynir gibi diğer besinlerde bulunmamaktadır. Bu asitler kanın pıhtılaşmasını önler. Atardamarın tıkanmasını önler. Bu yüzden kalp krizi ve felç riskini azaltır. Ayrıca tansiyonu da düşürür. Balık etini, şeker hastalarının daha çok yemesi gerektiği öngörülür. Çünkü bu tip rahatsızlığı olanlar kalp ve felç gibi risklerden daha çok etkilenmektedirler.
Balığın kılçığındaki yüksek oranda kalsiyum ve fosfor kemik sağlığı için çok önemlidir. Ayrıca, balık etinde bulunan omega 3 yağ asitleri, zeka gelişiminde önemli bir yer tutar.
* Balığın Faydaları
Serotonin bir nörotransmiterdir. Beyin hücre nöronları arasındaki kimyasal link ve beyinin değişik parçalarının birbirleriyle iletişim kurmasında işlev gören önemli bir kimyasaldır. Serotonin düzeylerindeki azlık veya çokluk, doğrudan depresyon, saldırgan davranış, anksiyete ve ağrıya çoğalan duyarlılık şeklinde tezahür eder.
Beyindeki tek nörotransmitter değildir ve özellikle beyin kökü ve orta beyindeki nöronal yollarda bulunur.
Psikiyatrik tıp, serotoninin beyindeki faaliyetlerinden çok etkileniyor olsa da, vücudun toplam serotonin seviyesinin sadece %2 si beyinde bulunur. Bundan başka bağırsak mukozası ve kan hücrelerinde bulunur. İnsan bedeninin toplam serotonin miktarının yaklaşık %80’i bağırsak hareketlerini düzenlemek için, bağırsak mukozasındaki enterokromafin hücrelerde yerleşmiştir.
Genelde, düşük serotonin düzeyleri, insana karışıklık, anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları gibi haller yaşatan hormon değişikliğine neden olur. Öte yandan, yüksek serotonin düzeyleri de, insanın iyi anlamda “garip” davranabileceği bir ruh haline sebep olabilir.
Araştırmalar, şiddetli depresyon yaşayanların kanlarındaki omega-3 düzeyinin düşük olduğunu göstermiştir. Çalışmalar aynı zamanda, omega-3’ün serotonin de dahil olmak üzere beyin fonksiyonlarını etkilediğini göstermiştir. Son buluşlar, omega-3 takviyelerinin, depresyon ve anksiyete semptomlarını düşürdüğüne işaret etmektedir.
“Son zamanlardaki bulgular, antidepresanlarla bağlantılı ciddi risklerin varlığını haber vermektedir, bizler, günlük diyetlerimizin içerdiği doğal antidepresanlar üzerinde çalışmaya öncelik tanımalıyız – özellikle balık ve deniz ürünlerinde bolca bulunan omega-3 yağ asitlerine…” diyor, New York-Presbiteryan/Weill Cornell DHA Bilgi Merkezi Yöneticisi Dr. Barbara Levine.
Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün bir bölümü olan Ulusal Alkol Tüketimi ve Alkolizm Enstitüsü doktorlarından Dr. Joseph R. Hibbeln, omega-3’ün beyindeki serotonin işlevselliğini etkileyebileceğini belirtmektedir. Lancet dergisinde 1998 yılında yayınlanan makalesinde, sağlıklı gönüllüler arasında, DHA’nın düşük plazma konsantrasyonları ile beyin serotonin eksikliği arasındaki ilişkiye değinmiştir.
Tüm bu bulgular, depresyon tedavisinde yüksek dozda balık yağının etkilerini belirleyecek çalışmaların gerektiğini haber veriyordu. Harvard Tıp Okulu’ndan Andrew Stoll ve arkadaşları, en şiddetli depresyon olarak anılan bipolar depresyonla mücadelede, tam olarak bu yaklaşımı kullandılar. Deneyde, bipolar depresyonlu bir grup hastaya her gün 10 gr. uzun zincirli omega-3 yağ asiti içeren ultra rafine balık yağı verilirken, diğer hastalara ise zeytinyağı içeren plasebo verilmiştir.
Dokuz ay sürmesi planlanan deneyin dördüncü ayında; omega-3 kullananlar ile kontrol grubu arasındaki farklılık o kadar büyüktü ki, çalışmayı yürüten uzmanlar deneyi sürdürmenin etik olmayacağına karar vererek, çalışmayı sonlandırdırmışlardır.

Serotonin ve Balık
Yeni Zelanda, Kanada ve Almanya gibi Omega-3 yağının az tüketildiği ülkelerde depresyon oranı yüzde 5 iken Japonya ve Tayvan gibi yüksek düzeyde Omega-3 ün tüketildiği ülkelerde bu oran yüzde 1 civarında bulunmuştur.
[[ Türkiyede ise 2012 yılında antidepresanların kullanımı % 160 artışla 36 milyon 881 bin kutuya ulaştı. ]]
Amerikada 44 kişi üzerinde yapılan araştırma, günde 100 miligram balık yağı alımının 4 ay sonra depresyonu azalttığını ortaya koymuş. Bir başka araştırmaya göre ise, Omega-3 yağındaki Dha adlı bir maddenin beyin sıvısındaki serotonin seviyesine katkıda bulunduğu saptanmıştır.
Balık yağının çocuk zekasının gelişimi ve göz sağlığı ile ilgili olarak da çok faydası var.
Öte yandan Amerika daki lowa Üniversitesi Tıp Fakültesi nden Dr. C. Patrick Burns in yaptığı araştırmaya göre balık yağı ürünleri tüketen kanser hastaları, daha az kilo kaybediyor ve kaslarını daha iyi koruyabiliyor. Omega 3 yağ asidi vücudun direncini arttırıyor ve yağ yıkımını da yavaşlatıyor.
Diğer Bir Araştırmada İse; Balık yağının en güçlü antidepresan olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bugün birçok biliminsanı, kandaki DHA balık yağı miktarı ile mutluluk hormonu olan serotoninin birbiriyle pozitif orantılı olduğunu ifade ediyor.
Bugün birçok biliminsanı, kandaki DHA balık yağı miktarı ile mutluluk hormonu olan serotoninin birbiriyle pozitif orantılı olduğunu ifade ediyor.
Neticede vücut için “ne kadar balık, o kadar serotonin’’ diyebiliriz. Yani omega-3 aynı zamanda depresyonu önleyen bir maddedir. Dolayısıyla balık ve balık yağının güçlü bir antidepresan olduğunu, söylemek yanlış olmaz. Nitekim 1998 yılında Harvard Tıp Fakültesinden psikofarmakolog Dr. Andrew Stoll tarafından yapılan araştırmada, balık yağı alan manik-depresif hastalarının yüzde 65’inde diğerlerine göre daha fazla iyileşmeler tespit edilmiştir. Dr. Stoll, günde 5-10 gram balık yağının düzelmeler için yeterli olduğunu daha fazlasının bir zararı olmamakla beraber ishale neden olabileceğini ifade etmektedir.
Sonuç itibariyle, omega-3 yani balık yağı, her geçen gün demansiyel tabloların arttığı günümüzde, mutlaka yeterli ölçüde tüketilmesi gereken bir gıdadır. Öğrenme, algılama ve bellek fonksiyonlarını da direkt etkilediği için başta öğrenciler olmak üzere herkesin önem vermesi gereken bir besindir. Eğer siz, haftada en az üç defa balık ve balık ürünlerini beslenme rejiminize eklemiyorsanız, unutkanlığa davetiye çıkarıyorsunuz demektir. Yaklaşık bir kilo çiğ ya da konserve balıkta bulunan DHA miktarı (gram olarak): Hamsi balığı: 0,9, Uskumru: 1,4, Somon balığı: 0,8, Sardalya:1,0, Alabalık: 0,5, Ton balığı: 0,9, Ringa balığı: 1,0.
Beyne destek olan yağlar:
DHA, EPA, Linoleik asit: yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu yemişler ve keten tohumunda en çok bulunur, Zeytinyağı, Kanola yağı, Maun cevizi, Keten tohumu yağı, Yağsız et (özellikle yağsız dana ve kuzu eti), Düşük yağlı peynir, Fıstık yağı, Antep fıstığı, Ceviz, Hamsi, somon, sardalya, alabalık, uskumru ve ton balığındaki yağlar.