PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bazen annelerin de kötü günleri olabilir



joyhbuber
03.02.2015, 22:57
'…kendimi kötü anne gibi hissettiğim her an, kötü annelik yapmaya en yakın olduğum andır. Ve kendime karşı ne kadar sevgi dolu ve kabullenici isem anneliğim de öyle olmaya en yakındır.' ...
Bir süredir yorulduğumu hissediyordum. Duygularımı kontrol etmekte zorlanmaya başladığımı ve bir kaçamağa, bir molaya ihtiyacım olduğunu.. ki, uykusuzlukla beslenen sinir harbi, bu sabah uyanır uyanmaz beni yakaladı.
Bugün, hiç nedensiz, belki sırf biyolojik saatimden sebep… Gergin, kızgın, yorgun ve kafası karışık olarak uyandım. Durumu fark ettiğim an kendime bir söz verdim. Bu hislerimin anneliğime uğramasına izin vermeyecektim. Kızıma aksettirmeyecek, ani tepkiler vermeyecek, tüm kontrolü elimde tutacaktım. İçinde olduğum durumun farkında varacak, duygularımla daha derine inerek savaşacaktım. Akşam yattığımda kendimle gurur duyacak ama yine de bugünün bana verdiği öfke kontrolü fırsatları ve deneyimleri için şükredecektim.
Teoride böyleydi.
Gerçekte.
Çuvalladım.
Bütün bu hayallerin yerine tüm gün duygularımın yükselmesini, davranışlarımın gerginleşmesini, kelimelerimin sertleşmesini izledim. Anı yaşamak yerine, bugünden, kızımdan ve eşimden beklentilerime odaklandım. Kızım uyurken nefes aldım, uyanık olduğu tüm zamanda nefesimi tuttum. Ne kadar güçlü bir insana, anneye dönüştüğümden çok, ne kadar yetersiz olduğum düşüncesine odaklandım. Kızımın bugün zor bir çocuk olduğunu düşündüm. Kendimin de zor bir anne…
Ve zordu.
Çuvalladım.
Oysa zor olan kızım değildi. O sadece çocuktu. Her çocuk gibi, ihtiyaçları olan bir çocuk. Ve zor olan birden kötü annelik yapmaya başlamış ben de değildim. Ben, her zaman olduğum gibiydim, anneydim. Her anne gibi, ihtiyaçları olan bir anne. Ortada hiçbir görünür sebep yokken, kötü bir gün geçiren anne.
Ve bugün, bir sebepten herkesin ihtiyaçları çakışıverdi.
İhtiyaçlar çakıştıkça kendimi yargıladım, kendimi yargıladıkça bir molaya daha çok ihtiyaç duydum.
Mola veremeyeceğimi düşündükçe çocuğumun ihtiyaçları ve yapmam gerekenlerle boğuldum.
Ben boğuldukça kızımın ihtiyacını karşılamak zorlaştı. İhtiyaçlar karşılanmadıkça birikti, arttı. Beni iyi bir anne olamadığıma inandırdı. Vicdanımla ve yetersizliğimle baş başa kaldım.
Sadece yatağa kıvrılıp, yastığın altına kafamı sokup saklandım.
Biz anneler çoğunlukla içimizde ne yaşarsak yaşayalım, durumu kaldırabiliyor, çocuğumuzla neşelenebiliyor ve gerçekten gülümseyebiliyoruz. Bazen de duyguların yükü öyle ağır oluyor ki.. olmuyor işte.
Yapamıyoruz.
Şimdi düşününce, bugün benim kötü günümü zorlaştıran şeyin sabah kendime verdiğim söz olduğunu anlıyorum. Sözümün bir beklentiye dönüştüğünü, beni sıkıştırdığını ve sürekli kendimi davranmaktan en korktuğum şekilde davranırken yakaladığımı.. Kendi hissettiklerimin farkına varmak yerine ihtiyaçları olan kızıma ve eşime kızdığımı.. Bu döngünün içinden bir türlü çıkamadığımı ve kendimi yargıladıkça onlara daha da çok kızdığımı görüyorum.
Oysa ben de insanım ve bazı günlerim böyle nedensiz kötü olabilir. Bazen iyi hissetmeyebilirim. Bazı günler o hayalini kurduğum annenin yanından bile geçemeyebilirim. Ve o günler kızıma ve eşime olduğum kadar kendime karşı da sevecen olmamın tam sırasıdır aslında. Kendi duygularımı da kabullenmenin, onlarınkini kabul etttiğim kadar. Kendimi de sevebilmenin, onları sevdiğim kadar. Tam sırası.
Çünkü kendimi kötü anne gibi hissettiğim her an, kötü annelik yapmaya en yakın olduğum andır. Ve kendime karşı ne kadar sevgi dolu ve kabullenici isem anneliğim de öyle olmaya en yakındır.
Benim bugün unuttuğum şey, kötü günlerin de hayatın bir parçası olduğuydu. Ve aslında önemli olan kötü günümüzü sahiplenebilmekti. Kötü günümüzün sebebinin aslında çocuklarımız değil, kendi ihtiyaçlarımız olduğunu görebilmekti. Onları suçlamamak, onlara fevri çıkışlar yapmamaktı. Çünkü bizim iyi veya kötü günlerimizden bağımsız, çocuktu onlar. Her çocuk gibi, ihtiyaçları olan çocuklar.
Günümüzü daha kötü yapan şey, duygularımızı dillendirmemekti belki de. Duyguların içinde kaybolmak, ani tepkiler vermek ama dürüstçe söylememek.
‘Bugün gerçekten kötü bir geçiriyorum ve nedenini tam olarak bilmiyorum, kendimi iyi hissetmiyorum’ dememek. Sürekli çocuklarımızın kendi duygularını anlamaları, ayırt etmeleri ve ifade etmeleri konusunda liderik yapmak ama neşeli, mutlu ve gururlu olduğumuz anlar dışında kendi duygularımızdan hiç bahsetmemek. Saklamak. Saklanmak.
Saklandığımızı sanmak...
Gerilen bedenimiz, keskinleşen sözcüklerimiz, ani tepkilerimiz ve negatif enerjimiz, iyi olmadığımızın kanıtlarıyken, onlara hiç belli etmediğimizi sanıyoruz aslında. Biz söylemedikçe çocuklarımız durumdan daha çok etkileniyor ve kendileri yüzünden böyle davrandığımıza inanıyorlar oysa. Bizi kızdıran, mutsuz eden kişinin kendileri olduğuna emin oluyorlar, onlara duygularımız hakkında dürüst olmadığımız her anda. Sonra hayatları boyunca başka insanların duygu ve davranışlarının sebebini kendilerinde arıyor, suçlu hissediyor, başkaları yerine utanıyor, hep savunmaya geçiyor, başkalarının sorunlarına çözüm bulmak için çırpınıyorlar. Siz de böyle misiniz? Ben böyleydim…
Bu nedenle bir dahaki kötü günümde ben;
- Ne hissettiğimi dillendireceğim.
Ne istediğimizi net olarak ifade edersek eğer, karşımızdakinin bizi daha kolay anladığını ve destek olmaya hazır olduğunu göreceğiz. Bunun için duygularımızı ifade edip, dürüstçe kendi ihtiyaçlarımızı söyleyebiliriz; ‘Benim sakinleşmem için kısa bir duşa ihtiyacım var, sizin başka bir fikriniz var mı bana yardımcı olacak? Sen sakinleşmek için ne yapıyorsun?’
- Ne olursa olsun baştan alacağım.
Eğer kontrolü kaybedip bağırdıysak, korkmadan, yanlış yaptığımızı itiraf edebilir ve durumu düzeltmek için adım atabiliriz; ‘Biliyorum daha önce bağırdım, böyle davranılmayı hak etmiyorsun ve ben seninle böyle iletişim kurmak istemiyorum, özür dilerim. Şimdi ne yapabilirim senin için?’.
- Sabahları güne beklentilerimi düşünmeden başlayacağım.
Rutini değiştirebilir, imkansız gelse de yapılacak listesini rafa kaldırabilir ve herkes için çözüm olabilecek başka yollar bulabiliriz. Beklentilerimize değil, elimizdekilere odaklanabilirsek, çözümleri görebilir ve rahatlayabiliriz.
- Kendimi seveceğim.
Eğer kendimizi sevebilir, kendimize karşı da nazik olup, duygularımızı sahiplenir ve kabullenirsek… derin nefes alabilir ve sakinleşebiliriz.
Kötü günler ve olumsuz duygular hiç bitmeyecek sanırız ama biter. Çünkü duygu dalgaları geçicidir. Ancak bizim duygularımızla ilgili farkındalığımız, kendimize karşı sevecen olabilmemiz, kendimizi kabul edebilmemiz, ve duygularımızı ifade ediş biçimimiz, ileride çocuklarımızın kendi duyguları ile baş etme ve duygularını ifade etme yöntemi olacaktır.
Ve bu kalıcıdır.
İyi günde, kötü günde, çocuklarımız ve biz, bir ekibiz. Ebeveynlik yolculuğunda birlikteyiz. Çünkü fark etmesek de biz onların yetişkin haliyiz, onlar da bizim çocuk halimiz.
kaynak: anneminkitapligi